Çayır çimen olur mayıs ayında
Kargada gözü var şahin payında
Özlem vardır ekmeğinde suyunda
Korkarım ki bir daha ki bahara kaldık
Bedava isterler otu samanı
Keyfi yerindedir boldur gümeni
Malum alışmışlar kötü düzeni
Korkarım ki bir daha ki bahara kaldık
İki ineği var bir de duyesi
Ağıldan geliyor kuzunun sesi
Zırlayıp duuruyor eşek sıpası
Korkarım ki bir daha ki bahara kaldık
Aslını sorarsan mecali böyle
Evleri harabe göç etmiş köyler
Kurumuş dereler akmıyor çaylar
Korkarım ki bir daha ki bahara kaldık
Kendini kendine kral tanıtır
Yalan emir verir yanlış yönetir
Karga gibi necaseti dağıtır
Korkarım ki bir daha ki bahara kaldık
Kara Ali köyü değişmiş bile
Kızılkayada sürü kapılmış sele
Korkut inat etmiş gelmiyor yola
Korkarım ki bir daha ki bahara kaldık
Kılıç ahın vardı erşi alaya
Hali bilmeyenle girme belaya
Ne padişaha güven ne de köleye
Korkarım ki bir daha ki bahara kaldık
Not: Ne padişaha ne de köleye. Padişah bir hükümdardır köle de onun kuludur sen eğer var olduğunu bilirsen vardır adalet, bilmiyorsan sence yok demektir, önceden vicdanı yokla
eğer iğneyi kendine batırıp da acısını duymazsan o zaman çuvaldızı başkasında dene. Acı çekmiyelim ne iğneyi kendine ne çuvaldızı kimseye batırma. Otursun, insan fani sevgi saygı
ölüm bakidir. Biri gider diğeri gelir, çarkı döner döner.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta