Tam otuz günde iki mektubunu aldım,
Buradan ve benden sual edersin sevdiğim,
Her an, her saat seni düşünürüm derim,
Anlatabilsem ne mutlu bana sevdiğim.
Beş temmuz günü Kırkağaç’ta asker oldum.
Elbisemi giyip tüfeğimi kuşandım.
Kepin altında kendimi tanımaz oldum.
Sonra sardı içim ılık bir his sevdiğim.
Dağlarına baktım ki kır alana benzer,
Ovasına baktım karaçayıra benzer,
Taşı toprağıyla hep bizim ile benzer,
Bu yerlerde seni arar gözüm sevdiğim.
Sabahleyin kızıllıkta doğan güneşte,
Öğlende başıma gölge eden bulutta,
Geceleyin mehtaba çıkmış yıldızlarda,
San ki hep seni seyrediyorum sevdiğim.
Her gün yediğim karavana da, tatlıda,
Sıcakta içtiğim çayda, suda, ayranda,
Aldığım her meyvede, kavunda, karpuzda,
Sanki senin tadını tadarım sevdiğim.
Her selam verdiğim de esasduruşumda,
Sonra nizami şekilde oturduğumda,
Bir komutta tam siper yere yattığımda,
Kölen olduğumun kanıtıdır sevdiğim.
Kantinden aldığım sabunda, kolonyada,
Mıntıka yapıp kopardığım her çiçekte,
Bir, bir topladığım çeşit, çeşit güllerde,
San ki hep seni koklar gibiyim sevdiğim.
Temizliğinin önemini bulaşıkta,
Pişirdiğinin lezzetini de mutfakta,
Yaptığın her böreğini ise fırında,
Şimdi kıymetini anlıyorum sevdiğim.
Her komutta sağa, sola bakındığımda,
Siper alıp düşmanı gözetlediğimde,
Her nişan alıp tam hedefe baktığımda,
San ki hemen seni görüyorum sevdiğim.
Erler atış için küme, küme toplanır,
Her atışta dağlara çarpıp sedâlanır,
San ki köyümüzde düğünümüz yapılır,
Her mektubunla bana gelirsin sevdiğim.
Kırkağaç denilen bu ovalık beldede,
Devamlı ılık bir rüzgâr eser güneye,
Kulak veririm o uğultulu sesine,
İçin de sesin var mıdır diye sevdiğim.
Sıcakta kavağın gölgesinde yatarım,
O güzel yeşil yapraklarına bakarım,
San ki hep bana bir şeyler söyler sanırım,
O bülbül dillerini özledim sevdiğim.
Kavağın dibinde dalıp uyurum,
Yaprak sesin terlikle gezersin sanırım,
Birisi düşer yanağıma uyanırım,
Beni sen uyandırdın sanırım sevdiğim.
Rüzgârla birlikte bazen çıkar bir hortum,
Bulduğunu alıp götürür ona sordum,
Dedim ağlar mı yoksa sılada ki yârim,
Beni de götür dedim, reddetti sevdiğim.
Asker oldum diye hiç üzülme cananım,
Seni düşmandan kıskandığım için oldum,
Silahla san ki hep yanında nöbet tuttum,
Yeter ki sen rahat uyu diye sevdiğim.
Asker olup ta kışlama geldim geleli,
Sen orda ben burda bir, bir saydık günleri,
Bitirdik bugün uzat o pamuk elleri,
Ha tuttum… Ha tutacağım canım sevdiğim.
Celp tarihi: 02.08.1982
Terhis tarihi: 23.10.1982
Kayıt Tarihi : 8.5.2012 10:36:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!