O, iğnelerin soğukluğudur. Yaprak dökmenin, çürümenin ve mevsimsel teslimiyetin reddedildiği, katı ve koyu yeşil bir inatçılık. Cam ağacı, sürekli kendini yenilemek yerine, kalıcılığı seçen, yalnız ve mesafeli bir duruştur. O, doğanın kışkırtıcı, değişime karşı gelen sabrıdır.
Kozalaklar, birer mühürlenmiş sessizlik paketidir. İçlerindeki tohum, hemen fışkırmak yerine, en uygun, en uzun sürecek anı bekleyen, ihtiyatlı bir gelecek planıdır. Dışarıdan bakıldığında hep aynı görünür; oysa içeride, reçinenin ağır ve yapışkan sırrı, yaraların zamanla nasıl onarıldığının bir kanıtıdır.
Gölgesi, hep keskin ve koyudur. Altına sığınanı rahatlatmaz; aksine, varoluşun ciddiyetini fısıldar. Kokusu, temizlenmiş ama aynı zamanda demlenmiş bir yalnızlık hissi taşır. Cam ağacı, neşe kadar melankoliyi de taşıyan, daima dik duran, yüksek bir soru işaretidir.
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta