Çağrı
hey sen
sevmek gibi bir yanılgıya düş
gebert beni
Abdullah Arslan 1974 - Gebze
çan eğrisi tersten işlemekte
tümlüğe eksik zamanlara kucak;
kırka iki kala keşfim
bir dehliz, beynimin çıkmazında...
uzaktan bakan benim
Devamını Oku
tümlüğe eksik zamanlara kucak;
kırka iki kala keşfim
bir dehliz, beynimin çıkmazında...
uzaktan bakan benim
Süzüle süzüle özü kalmış. Mükemmel. Kutluyorum.+10
Küçücük bir dizeye dağları sıkıştırmışsınız.
kaleminiz daim olsun. yüreğiniz neşeyle dosun. sevgi ve saygılar.
:)))))))))))))))
GÜZEL
şiiriniz kısa ve öz çok şeyler anlatıyor tebrikler saygılar
Şiirinizi okumaktan büyük haz aldım, dost yüreğinizi kutlarım. Kaleminiz daim çağlasın. Tam puan Bilal Esen
Çağrı
hey sen
sevmek gibi bir yanılgıya düş
gebert beni
Böylesi aşk biraz zorlu be hocam. Yürekten kutluyorum dost yüreğinizi.+10+ant.
Sev...gücün yettikçe....kutluyorum...saygılar
Her yüreğin harcı değildir sevmeler sevgili Abdullah Öğretmenim.. kaleminize sağlık.. Hep o sevgimle-mine
BU MESAJI MESAJLA ULAŞAMADIĞIM İÇİN BURADAN YAZIYORUM. ONLİNE OLDUĞUNUZU GÖRDÜĞÜM İÇİN SADECE ULAŞMAK İSTEDİM. DAHA SONRA SİLMENİZİ RİCA EDECEĞİM. SELAMLAR.
düş: düşmek fiili ve rüya
gül: gülmek fiili ve çiçek
anlamlarını vurgulayarak yazmaya çalıştığım bir şiirdi bu. Edebi sanatların içinde İŞTİKAK adlı bir sanat daha vardır bilirsiniz. Kökü aynı olup değişik anlamdaki kelimelerin bir arada kullanılmasıdır. Ya da ben öyle anladım. Sadece onu denemek istedim. Yani aklıma geleni yazmış değilim, bu şekilde olması için çalıştım. Düş ve gül o kadar yakışıyor ki birbirlerine şiirde ahengi sağlamak için yoğun bir şekilde kullandım. Elbette bir kurgusu olacaktı bir de hikaye kurguladım. Bana göre gül, insanı temsil ediyor, çabuk solan, güzellikler barındıran, tamamen savunmasız olmayan bir çiçektir. En sevilenlerden birisi. Düş de bu dünyadır. Bazen düşünürüm de bir rüyada olduğumuzu, uyanınca gerçek hayata döneceğimizi hissederim. Gördüğümüz rüyaların en uzununun birkaç dakika sürdüğünü söylüyor bilim adamları. Bir ömür geçiyor gibi gelse de ötelerde uyandığımızda bir rüyaymış meğer diyeceğiz. Burada gördüğümüz kabus ise uyandığımızda onun verdiği sıkıntıyı hissedeceğiz. Ama çok şükür rüyaymış deyip mutlu da olacağız. Cennete düşmek gibi bir şey… tasavvufta değişik şeyleri değişik imgelerle anlatırlar. Han, hancı, meyhane, şarap, saki…. Gibi. Ben de kendime göre imgeler meydana getirmeye çalıştım. Şu anda okuyanlar basit bir şiir gibi görseler de bir hikaye içinde ve anafikri de olan bir şiir yazmaya çalıştım.
Tasavvuf konusunda çok bilgili olduğum söylenemez. Ama düşünüyorum, kendimce bazı simgeler bulup onlarla bir şeyler anlatmaya çalışıyorum. Sizin iki şiirime de tasavvufi anlam vermeniz sizin nasıl baktığınızla ilgilidir. Hayatı düşünmek, sorgulamak, anlamaya çalışmak değerlendirmek tasavvuf konuları içinde midir bilmem. Ama anladığım şudur ki siz o gözle bakıyorsunuz, öyle düşünmemi istiyorsunuz. Bu konuda beni bilgilendirecek önerileriniz varsa sunmanızı isterim. Ya da bildiklerinizi öğrenmek isterim.
“Dedim dedi” konusuna gelince; halk şiiri geleneğine uygun yazan çok şair arkadaş var. Benim amacım halk şiirini değişik şekil ve ahenklerde, üslupta devam ettirmek. Halk ozanı gibi teknik açıdan hatasız, bir mahlas ekleyerek koşmalar, güzellemeler yazabilirim. Ama düşüncem edebi sanatlar açısından zengin, önce ahenk unsuru başata olmak üzere duyguları anlaşılır, ilginç bağdaştırmalarla süslü, ama her şiirde belirli bir düşünceyi anlatarak şiir yazmaktır. Şu anda hepsini bir arada bulunduramayabilirim, onun için de çalışıyorum deniyorum. Bu yazdıklarım bana göre şiir değil birer denemedir. Ömrüm kafi gelirse şiirlerimi de okuyacaksınız.
hey sen yerine daha farklı bir sesleniş olsaydı daha mı iyi olurdu yoksa...
Bu şiir ile ilgili 13 tane yorum bulunmakta