Herkesin bahanesi var, senin yok
günahlı bir gölgenin serinliğinde
biraz bekleyebilirsin,
daha sonra
burada kalamazsın, başa dönemezsin
ama dön
Yunus Emre mi Karacaoğlan mı?
Kararını ver gönül
İki cami arasında
Beynamaz olma gönül
Tak tak tak
Düt düütt
Bizim köyün düğünleri.
İki ters bir düz
Hopla da zıpla
Kimin eli kimin elinde
Yâ Rab bu kırık kalbimi kalb et
Geçsin bu kederden dahi nevbet
Bilmez değilim sırrını derdin
Aslında benim kendime gurbet
İki gözü bir kaşı
Sanırsın insan gibi
Taştan mamul suratı
Koca Korgan Köprüsü
Sırtına yükler biner
Yollar uzun, yollar ince
Yol kısalır aşk gelince
Yat kurban ol İsmail’ce
Bıçak senden incinmesin
Ey Rabbim işte ruhum işte aklım sendedir
Secdedeyim amma gönlüm yine zillettedir
Versen Nuh ömrü bana düzelmez, illetlidir
Ezeldeki aktime ben ihanet mi ettim?
On yıl var ayrıyım kınadağı'ndan
Baba ocağından yar kucağından
Bir çiçek dermeden sevgi bağından
Huduttan hududa atılmışım ben
Gönlümü çekse de yârin hayali
Fevkalade memnunum dünyaya geldiğime,
toprağını, aydınlığını, kavgasını ve ekmeğini seviyorum.
Kutrunun ölçüsünü santimine kadar bilmeme rağmen
ve meçhulüm değilken güneşin yanında oyuncaklığı
dünya, inanılmayacak kadar büyüktür benim için.
Dünyayı dolaşmak,
Nefse uyup işledik bî-had günâh,
Bilmeyiz ki ne kılavuz yâ İlâh!
Bir bölük bî-çâre mücrim âsîyüz,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!