Bir intihar gibi lal oldu sevdan yüreğimde.
Lisanı gönülde bırakıp küfrü adaba tercih eder oldum.
Başka çehrelere bürünüp sana küstüm.
Artık dört mevsim yok, sadece aşka meydan okuyan gümrah bir güz.
Dilimde sitem, gözlerimde nem ve kalemimde elem.
Bir çocuk tebessümüne hasret yüreğim.
Hiçbir harfi yıpratmadan ve hiçbir kelimeyi en güzel manayı çıkarmak uğruna incitmeden saatlerce sessizce bakabilirim sana.
O ışığın altındaki donuk bakışlarımın hissettireceği sıcaklık yüreğimdeki yangının bir betimlemesi olacak.
Ve ben bir kar tanesi olmak isteyeceğim, sırf düşmek için elmacık kemiklerine
Bazen efsunlu sözler düğümlenir boğazımda.
Sana ithafen dokuduğum şiirlerin en ince nakşedildiği satırlarda avunur gönlüm.
Her seferinde koklamadığım saçların, dokunmadığım suretin, sarmadığım düşlerin böler gecemi.
Kaç gündüzü sessizce uğurladım gecenin afilli yalnızlığına, kaç mevsimi teslim ettim hazan rüzgarına.
Bir bilebilsen hicranımı; ne denli gam sarmış, nasıl da pişman etmiş çocuksu yanımı.
Mutluluğa gebe düşlerimiz vardı.
Sözün sükunetinde ayrı bir manaydı bakışlarımız.
Tenimizin buluşması mevsimlerin en güzeliydi.
Şimdi gözlerinin karasında gecenin matemi, sözlerinin durağında öfkenin gizemi pusu kurmuş.
Sükunetinin ayazında sert kışlara bürünürüm.
Evvel zamanların bütün yaşanmışlığının pişmanlığı sarar bedenimi.
Gecelerim kabuslara boğulur, uykularım düğüm atar boynuma.
Şefkatini umarak tebessüm eden içimdeki çocuk, küçük yıkımlarla başlar yarınlarına.
Aklın gönlüne hükmetmeye çalıştıkça yıpranırsın, yıpratırsın isteyipte söyleyemediklerini.
Öfkeli bir pişmanlıkla kucaklaşmak zordur bilirim.
Araftayım Heja.
İki yaşam arası bir boşluktayım.
Sarsıntıların kıyısından geçen kimliği belirsiz cümlelerimin muğlaklığı ile başbaşayım.
Ve sorulan her soruya hiç tereddütsüz verdiğim cevabın sancısı ile kıvranmaktayım.
Sesimdeki yalnızlık tınısına rağmen yankılanan adının avuntusuyla hayattayım.
Haksız yargılanmaktan müebbet yemiş bir mahkum gibi bu bilinmezlik diyarından kurtarılmayı beklemekteyim.
Heja!
Gece yine sancılı bir şafağa gebe.
Sabahın ilk ışıklarıyla seni arayacak gözlerim.
Öğlene doğru yaklaştığını hissedeceğim.
Eğer daha gelmediysen ikindiyi zamandan sileceğim.
Akşamı, suretini izler gibi süzeceğim.
Pişmanlık; kalbin akla verdiği cezadır.
Ey kalbine inanmayan sevgili!
En hayati organını reddettiğinin farkında mısın?
Ey gözlerimden rahmetle süzülen duam,
Kin kusan yüreklere sevgi tohumları saçan,
Karanlığa gebe ahir zamanlara ışık olan sevgili.
Ey saçlarının düğümüne ömür iliştirdiğim,
İhtişamının gölgesinde güzellikten pay aldığım,
Suskunluğun sillesi yangınıma çare mi?
Bazen avucunun içinde hissedersin sevgiliyi.
Avucundaki kaşıntı o ürkek kalbin titrekliği olur.
Ne kadar umudun varsa hepsini aynı duaya sıkıştırıp rahmetle yolcu edersin secde dergahından.
Bitmez tükenmez bir kovalamacanın içinde bulursun kendini.
Arşınladığın onca yola rağmen giderememişsin o kalbin ürkekliğini.
Sen gördüğün bütün güzelliklerin ondan nemalandığını tefekkür ederken,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!