Şair hayatım cok kisa
Ağır adımlarla yürür demir kapı
Kapalı kutu gibi, girmek yasak.
Islak çoraplar iz bırakır ardında,
çıplak ayak yol verir kör pencereye.
Lâl olmuş duvarlar, ışığa yasak;
İçimdekiler ateşten kor gibi,
sızlatıyor kalbimin pencerelerini;
buğusunda seni çiziyorum —
gülünç kalmış perdeler, yarı aralık, yarı küskün.
Bir ikilemin içindeydik.
Kavga bize göre değildi —
ama birbirimize ayna gibi yansıtıyorduk onu.
Tüm intikamlarımızı
eğlenmek için sahneye koyuyorduk,
Bir bakışınla devrilirdi suskunluk,
Bir sözünle yıkılırdı gece…
Şimdi gecenin kendisi oldun.
Sustun.
Ve ben, konuşacak kelime bulamıyorum.
Sözcükler mi?
Balkonda kar tanelerini izlerken 31 Aralık gecesinde,
Bir beyaz örtü gibi sarıldın hayallerime.
Teninde soğuk bir düş vardı,
Kar tanelerimi eritmeyen.
Caddeler, sokaklar kar taneleriyle eğlenirken,
bütün iç kırıklarımı biriktiriyorum,
ne de olsa sadece ben biliyorum.
dünyalarımı gözlerimde gizliyorum,
kimseye bakacak kadar bile canlı değilim artık.
beklentiler…
hey yabancı...
gözleri benekli,
daha yavruydun,
nereye gidiyorsun?
sudan ucuz romanlar yazıyorlar,
Ben — taş değilim,
Ben — harabe değilim,
Ben, göğsünde yedi asır ezan taşıyan bir kalbim.
Ben, Peygamberin gözyaşından yapılmış bir şehir…
Ve şimdi o gözyaşları
Bir ben vardım… bir de yanımda oturan kedi.
Sarmaşıklarla oynayan düşüncelerim,
vücuduma yabancı kaderim,
lime olmuş ellerimde tutunacak tek bir ısırgan otu.
Yeşillikler ordusunun muharebesinde titreyen ampulüm,
her şey
Su içmek midir,
merhaba 65g —
boğazımdan geçen sadece su değil,
bir kadın düşüyor içime




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!