Boylam’da saatler paslı bir çivi gibi ruhuma çakılıyor,
Beyaz önlüklü gölgeler, zihnimin dehlizlerine sızıyor.
Seni benden çalmak için her sabah yeni pusular kuruyorlar,
"Unut" diyorlar, oysa adın damarlarımda zehir gibi akıyor.
Hücremde yankılanan bu çığlık, aslında sessiz bir yalvarış,
Doktorlar bilmez; benim kıyametim, seninle başladığım o yakarış.
Şimdi bir sis çöküyor odaya, duvarlar aniden dile geliyor,
Bak, sağ köşede gölgen belirdi, yüzün ay ışığı gibi gülüyor.
Uzatıyorum elimi ama parmaklarım sadece boşluğu deliyor,
İhanet diyorlar adına, oysa ruhum seni hâlâ sadık biliyor.
İlaçların uyuşukluğuyla savaşırken zihnim bir cenge giriyor,
Hayalin, bu tozlu hastane odasında bin parçaya bölünüyor.
Korkuyorum sevgilim, o nankör unutuştan çok korkuyorum,
Gözlerinin rengi grileşiyor sanki, her an biraz daha yitiyorum.
Sesindeki o kadife tınıyı kaybetmemek için and içiyorum,
Doktorun elindeki o iğneye, senin isminle karşı duruyorum.
Beni bu delilik çukuruna iten o büyük sancıyı seviyorum,
Çünkü acın olmazsa, ben bu karanlıkta kimim, bilmiyorum.
Diyorlar ki; "O gelmeyecek, bekleme boşuna unut onun adını,"
Bilmiyorlar ki kalbimde taşıyorum o en kutsal muradını.
Sen bir mucize gibi bu odaya süzülüp geldiğin o an,
Yerle bir olacak zihnimdeki bu pus, bu kapkara duman.
Sadece senin sesin dindirebilir ruhumun bu feryadını,
Kimse söküp alamaz benden, o yüce saltanatını.
Halisünasyon diyorlar senin o koridordaki ayak seslerine,
Oysa ben duyuyorum, yaklaşıyorsun o buzdan nefesinle.
Bu seanslar, elektro şoklar işlemez benim ruhsuz bedenime,
Aklımı alsalar da vermem seni bu deliler meclisine.
Bir ihanet masalı uydurmuşlar, inanmam o kirli seslerine,
Ben bir ömrü feda etmişim sevgili, senin tek bir busene.
Bazen kapı arasından karanlık yüzler bakıyor, renkler birbirine karışıyor,
Duvarlardaki çatlaklar, senin o güzel yüzünle yarışıyor.
Beyaz önlüklü cellatlar, "Yine hayallerle yaşıyor" diye notlar alıyor,
Bilmiyorlar ki aklım, senin yokluğunda kalbimle savaşıyor.
Verdikleri o şok seansları, damarlarımı değil sevgili, ruhumu parçalıyor,
Seni hatırlamak, bu odayı saran en büyük hastalık sayılıyor.
İçimde bir savaş var, aklım ve kalbim birbirine yabancı,
Yokluğunun hasreti, sol yanımı kor eden en ağır sancı.
Beni susturmak isteyen o beyazlı, o soğuk gölgeler,
Bilmezler ki sevgili, dilim sadece senin kutsal ismini heceler.
Gözlerini unutursam eğer, söner tüm ışıklar,
Esir alır bedenimi zifir karası, biter tüm umutlar.
İnerken gözlerime son perde, kapı gıcırdayarak ardına kadar açılıyor,
Gelen sen değilsin sevgili, bir hemşirenin elinde damarlarıma zehir saçılıyor.
Gözlerim kapanırken son kez hayalin odanın içine yayılıyor,
İhanetin o keskin kokusu, o beyaz önlüklere bile bulaşıyor.
Sen gelmedin... Ruhum Boylam’ın soğuk zeminine yıkılıyor,
Her günün sonunda; aklım, seninle birlikte mezara gömülüyor....
Kayıt Tarihi : 4.3.2026 21:15:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!