SANDAL
çengelli bir iğnenin
esaretinin zorluğu
takıldığı yere nasıl bağlıysa
defter arasında kurutulmuş bir çiçeğin
burukluğu da ölüm kırgınlığı da aynı
yaşamak neydi
sessizce ölmek için yaşıyoruz
dört duvar içinde saklı yalnızlığımız
dip karanlığın çirkin elleri boğazımızda
kötülüğün tırnak izleri batarken
yüzümüze usul usul
sessizce susmak
için varız
sevgisiz ve cesaretsiz yüreklerimiz
ölümü tavsamış topraklar kadar çıplakken
içimizdeki heyecanları sevinçleri ne zaman
gökyüzüyle beslemeye kalksak
güdümlü bir merminin beynimizi uçurması gibi
camlara çarparak ölen kuşların çırpınış çığlığına
benzer hayallerimiz mutluluğumuz
ne zaman kanatlansak göğe uçurtmalar misali
yere çakılan bedenlerimiz çakıl taşları gibi
un ufak
sessizce düşünmek için dilsizliğimiz
başkaları için heba ettiğimiz o güzelim yılların
kaybolmuşluğunda nasır tutan kararsızlıklarımız
pişmanlıklarımız bizi helak etmedi mi
sonunda
onca koşturmanın çabanın karşılığı
dibi delik bir sandal hadi güle güle kullanalım
istersek sonsuzluğa kadar biteviye kürek çekelim
sağ salim yol alalım yine de gelecek belirsiz
son belirsiz
nihayetinde sökülecek mi
kadersiz çilelerin yumağı kim bilir
uyanacak mı kalplerimiz sonsuz sevginin ışığına
yoksa zindanların ateş kusan göbeğinde
yana yana tek tek
kucaklaşacak mıyız
Tanrıyla
sessizce bedenlerimiz çekilirken ruhtan
.......................
210502510:57
Ayşe Uçar
Kayıt Tarihi : 22.5.2025 08:39:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!