bodur ağaçları severim
tıknaz gövdelerinin hırçın morfolojilerini de
kumrular kadar güzel değil karşı yolun esnemesi
gölgelerin ömrü güneş batana kadar
mutlu bir arı olsaydım
o çiçekten o çiçeğe hoş kokular cennetinde
fevkaladenin fevkini çıkarırdım
oysa
durgun suların kımıltısız halini andırıyor duruşlarım
ve geçmişin tozu kiri arttıkça zihnimde
içim tıklım tıklım zaman dolu off!!
ne ara kalabalıklaştım kendimle
ömrüme kimseyi sığdıramıyorum
toy bir karanlığım var ayna olur hep yüzüme
içine ayaklarımı çektiğim sırtımı yasladığım bir duvarda
gündüzleri güneşe geceleri ay’a kadar
her şeye muhalifim
herkesin yüzüne baktıkça maskesinin arkasındaki
yüzünün çürüdüğünü görüyorum ve o nahoş kokular
burnumun direğini sızlatırken
düşünüyorum da
insan ne çabuk ölüm gerçeğini unuttu
hırs ve metanın şeytanın kölesi oldu
artık güzellikle çirkinlik iyilikle kötülük
kanlı bıçaklı off!!
ikisinin ortası yok
ne iyiyim ne kötü ne güzelim ne çirkin
saldım ipin ucunu boşluğa
ne akıllıyım ne divâne
sonum mu yormam hayra
mevlâm kayıra
...........
bodur ağaçları severim
tıknaz gövdelerinin hırçın morfolojilerini de
kumrular kadar güzel değil karşı yolun esnemesi
sayılı nefesim ömrüm tükenene kadar
mutlu bir aşık olsaydım
açardım kalbimin tüm odalarını pencerelerini kapılarını
rüzgârın estiği yerde oturup dilimin bülbüllerini
sabah akşam coştururdum
yalnız güllerin hatırına
sonunda öle öle sezdim ki
güneş battığında herkes ölümlü bir kehribar
.........................
1104202506:56
Kayıt Tarihi : 12.4.2025 02:35:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!