Akşam serinliği gibiydi gelişlerin,
Ruhuma dokunuyordu huzurla.
Ne tasası kalıyordu günün, ne zonklaması şakaklarımın...
Küçük ürpertiler sararken benliğimi
Yokluğun, yok olabilmenin sevinci değiyordu tenime.
Bunca varlığın içinden sıyrılabilmek,
Azalabilmek bunca çokluğun içinde,
ne büyük mucize!
Çöl Yağmurları gibiydi gelişlerin,
yaramaz bir çocuğun ıslak saçlarından süzülen.
Kaktüslerin çiçek açıp meyve verdiği bir coğrafyada kor düşmüş yüreğime uğrayan bir gece ayazıydı...
Nedenlerin, nasılların unutulduğu,
Eyvallah'ların, estağfurullah'ların, güzelliklerin dillere ve gönüllere pelesenk edildiği bir ütopyada gezinmekte ne vakittir ruhum.
Cesedimi çirkinlikler Diyarında Bir Bavul gibi bıraktım!
Aktım zerrelerime yüklenen güzelliklerin diyarına cana, canana, an'a Can gözümle b/aktım ...
Çirkin aynaları örten bir perdeydi gelişlerin. Gökyüzündeki aynalara bakmanın tadına seninle vardım!
Gün oldu kayboldu varlığın dünya sahnesinde. Dünya'daki seni sana ütopyamdaki seni bana bıraktım...
Fazile Aşar Aydınalp
Fazile Aşar AydınalpKayıt Tarihi : 11.3.2026 15:22:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!