İçimde fırtınalar koparken,
gün geceden kaçarken,
sevdiklerime mezar yaklaşırken,
hayaller deste deste banknotlara satılırken;
ben yeraltına inen sarnıçlarda
su ararken,
"medet ya Rab" diye sayıklarken,
Dünya dönerken,
sular akar,
akan sulara kasideler yazılırken;
eşkten gönüldeki odlara su serpilirken,
kuru bir boğaza su akıtılırken,
yapılırken, edilirken,
belki doğar, belki ölürken,
verilen sözlerden cayılırken,
sırat geçilmeye çalışılırken;
hayatı yaşamak için doğarken,
doğduğun dünyaya can verirken,
sahi tüm bunlar olurken,
bir gece yarısında,
ikiye kırk kala,
dünyanın manasız olduğunu söylesem sana,
inanır mısın bana?
Bıraksan işlerini…
duydum geçenlerde bir genç gitmiş dağlara.
Şehri terk etmek bu ara,
yalılarda bile moda.
Sen de bırakır mısın,
edebi bıraktığın gibi parayı;
hayâdan vazgeçtiğin gibi
vazgeçer misin makamdan, mevkiden?
Ne olur, sana da demiyiversinler
"Bayanlar, beyler…"
Bir masan olmasa olmaz mı,
üzerinde adın yazılı camdan plakan,
dolma kalemin,
imza için önünde dosyalar…
Bıraksan dünyayı,
belki dünyaların olur.
Ne belli dünyanın tek olduğu?
Sen gözünde büyütmüşsün,
sinek bile kanat açmaz bu yere.
Gel, bırak şu dünyayı;
malı, mevkiyi,
belki de kendini.
Tekrar doğacağın bir yere,
gidelim birlikte.
Kayıt Tarihi : 25.1.2026 00:09:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!