Ne bir ülkeye benziyor,
ne bir sürgüne.
Bir yanı çocukluğumun kırık ceplerinden düşmüş düğmelerle dolu,
bir yanı henüz yaşanmamış yarınların sessiz kar taneleriyle.
İnsanlar geliyor,
o kıtanın kıyılarına isim vermeye çalışıyorlar.
Kimi beni övmek istiyor,
kimi anlamak,
kimi sahip olmak,
kimi de yalnızca bakmak.
Oysa ben bakılmaktan yoruldum.
Bir kuşun gökyüzüne açıklama borcu olmadığı gibi,
bir nehrin denize neden aktığını anlatmak zorunda olmadığı gibi,
ben de içimde büyüyen bu sessizliğin hesabını vermek istemiyorum.
Bırakın.
Bir süreliğine kendimden başka kimseyle konuşmayayım.
Güneş omuzlarıma düşsün,
kaldırım taşları adımlarımı saysın,
rüzgâr saçlarımın arasından geçerken
unuttuğum soruları kulağıma fısıldasın.
Çünkü bazı yaralar kalabalıkta iyileşmez.
Bazı utançlar,
başkalarının gözlerinde büyüyen gölgelerden beslenir.
Bazı umutlar ise
çok fazla dile getirildiği için ölür.
Ben şimdi,
içimdeki terk edilmiş istasyonları dolaşmak istiyorum.
Yıllardır gelmeyen trenleri,
yıllardır açılmayan mektupları,
yıllardır aynı yerde bekleyen kırık bavulları görmek istiyorum.
Belki kaybettiğim şeyi orada bulurum.
Belki aradığım şey hiçbir zaman dışarıda değildi.
Belki bütün ömrüm boyunca
kapısını çaldığım ev,
kendi kalbimdi.
Ne istiyorsunuz benden?
Neden herkes insanın içine bir pencere açmaya çalışıyor?
Neden her sessizlik açıklanmak,
her yalnızlık tedavi edilmek,
her yara gösterilmek zorunda sanılıyor?
Ben ne bir heykelim,
ne bir masal kahramanı.
Sadece yorulmuş bir insanım.
Ve insan,
bazen dünyadan değil,
dünyanın kendisine yüklediği anlamlardan kaçmak ister.
Şimdi bırakın beni.
Bir ağacın gölgesiyle,
bir taşın sabrıyla,
bir bulutun kimsesizliğiyle baş başa kalayım.
Çünkü anladım ki;
İnsan bütün ömrü boyunca bir şey arıyor sanıyor,
oysa aradığı şey,
onu en başından beri bekleyen kendi sesiymiş.
Ve günün sonunda,
bütün yollar sustuğunda,
bütün yüzler çekildiğinde,
bütün aynalar karardığında,
geriye yalnızca insanın kalbi kalıyor.
Eğer bir hesap varsa,
onu da yalnız ona veren biliyor.
Ve eğer bir hakikat varsa,
o,
kalabalığın ortasında değil;
kimsenin olmadığı bir yerde,
insanın kendiyle karşılaştığı o sessiz anda saklanıyor.
Kayıt Tarihi : 16.06.2026 06:00:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!