Sen hiç nefes saydın mı,
bir gün sayar gibi,
şafak atar gibi?
Siz hiç nefes saydınız mı,
köhne bir zihinde,
vesvese dolu zikirlerle
kendini yiyip bitiren bir evde,
hiç gelmeyecekmiş hissi ile
uzak yarınlara umut halatları attınız mı?
Dilinizin lal,
kaleminizin kırık olduğu,
sözünüzün bittiği,
hevesinizin geçtiği bir anda,
bir gece yarısında,
yıldızlardan uzakta,
dolunaydan habersiz,
biraz da kimsesiz,
ruhunuzu ısıtmak için
sessiz sessiz
ağıtlar yaktınız mı?
Gayretleri,
çabalamaktan yorgun;
hayalleri,
kırılmaktan kanatsız
bıraktınız mı?
Hayatın dalına
bir umut çaput bağladınız mı,
zamanın camdan ayaklarına
kapanıp yalvardınız mı?
Bedbahtça geçen yıllara
kızdınız mı,
samimiyet taşımayan insanlara
küsüp,
kimseleri sizsiz bıraktınız mı?
Gitmek vardı yarınlara,
hayallerde ki diyarlara,
sözlerin, gözlerin yanına.
İnanmak var şimdi
seni yaratana,
can verene.
Hiç bilmediğin kapıları açıp
sana düşlerinin bir dem,
verdiklerinin bir derya
olduğunu gösterene
şükür etmek gerek,
bilmek gerek,
görmek,
söylemek gerek.
Dediğimi anlaman,
senin de tasdiklemen gerek.
Göğe bakman,
yerinde durmayan yıldızları
selamlaman,
dolunaya bir dörtlük yazman,
kaldırımda açan
akşam sefasını koklaman,
ananı emdiğin günü
hatırlaman.
Tüm bunları yapmak
çok da zor olmasa gerek.
İnsan olduğunu fark etmen,
bir meleğin imreneceği
biri olabilmen için
gayret gerek.
Şimdi anladın mı;
sana, bana, bize
bu yalanın içinde
bir tek O gerek..
Kayıt Tarihi : 25.1.2026 00:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!