Bir masada oturdu iki ayrı dünya,
Adam, "Ülkücüyüm" dedi, çelikten bakışları.
Kadın gülümsedi, sanki bir rüya,
Eritiverdi o an en sert kışları.
"Bir şey olmaz," dedi kadın, sesi derinden,
"Bende devrimciyim, yüreğim kor yeri."
O an yer sarsıldı sanki temelinden,
Aşk sildi süpürdü eski dertleri.
Biri "Vatan" dedi, öbürü "Hürriyet,"
Aslında ikisi de aynı davanın kulu.
Ne slogan kaldı, ne de bir nefret,
Aşkla birleşti hayatın her yolu.
Biri bozkurt yürekli, biri fırtına boran,
Fikirler sustu, kalpler dile geldi.
Aşktı aradaki o uçurumu saran,
Bütün ön yargılar bir bir elendi.
"Senin sevdan memleket," dedi kadın usulca,
"Benimki ise ekmek ve sonsuz adalet."
Göz göze geldiler dünya durunca,
Anladılar ki en büyük devrim; merhamet.
Ne sağın kavgası kaldı, ne solun sancısı,
Yalnızca iki ruh kaldı, çıplak ve duru.
Dindi yılların dinmez o kadim acısı,
Gözlerinde parladı insanlığın nuru.
Adam elini uzattı, "Aynı toprağın feriyiz,"
Kadın tuttu elini, "Aynı göğün kuşuyuz."
Ayrı yollardan gelsek de aynı yerin eriyiz,
Birlikte aşılacak bu hayat yokuşuyuz.
Şimdi bir yastıkta iki farklı düşünce,
Tek bir hayale kuruyorlar saati.
İnsan sevdaya yürekten düşince,
Aşk oluyor en büyük fikir itaati.
Ay yıldızın altında, hürriyetin izinde,
Birleşti nihayet o iki yarım can.
Dünya dönse de zulmün ve kahrın dizinde,
Bize sevmek kaldı, gerisi koca bir yalan.
Kayıt Tarihi : 4.1.2026 15:21:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!