Adıyaman Üniversitesi’nin rüzgârlı kampüsünde başladı
Ezgimle dostluğumuz.
On sekiz yaşın telaşlı kalbiyle yürüdüğümüz o yollar
Farkına varmadan bir ömürlük hatıra örüyordu.
Sen gülünce
Şehrin üstüne gün doğardı sanki.
Adıyaman bir şehir olmaktan çıkar,
Bir dostluğun sıcaklığına dönüşürdü.
Yıllar geçti…
Hayat uzun bir akşam gibi serildi önümüze.
Bazen keder oturdu masaya ağır bir misafir gibi,
Bazen de bir kadeh rakı kondu aramıza—
Ve biz sustuk,
Rakı konuştu.
Çünkü bazı dostluklar
Kelimelerle değil,
Kadehte beyazlayan o sessizlikle anlatılır.
Uzak şehirler girdi aramıza.
Adana başka bir akşam oldu,
Kadirli başka bir gece…
Ama bir rakı sofrasını hatırlayan kalpler
Asla birbirinden uzak sayılmaz.
Ve o sofraya şimdi
Hayatın en güzel mezesi geldi:
Deniz ve Ege.
Deniz’in bakışı
İlk sevda gibi berrak,
İnsan kalbine değen bir bahar rüzgârı gibi.
Ege’nin bir yaşı
Kadehte yeni konmuş rakı gibi;
Bembeyaz, saf
Ve geleceğe umutla bakan.
Bir köşede anılar durur bugün
Lakerda'da demlendiğimiz gibi:
Tuzlu, derin
Ve deniz kokulu.
Refika’da kurulan o sofralarda
Kadehler sadece içilmezdi;
Yıllar, özlemler ve kahkahalar
Rakıyla birlikte masaya dökülürdü.
Ve anladım ki hayat
Bazen bir rakı sofrası kadar sade,
Ama gerçek bir dostluk kadar derindir.
Sen ise
O sofrada rakının en duru hali,
En eski kadehi,
En kıymetli hatırasısın.
Çünkü bazı dostluklar vardır
Yıllarla eskimez,
Mesafelerle azalmaz.
Ve bazı geceler vardır ki
Bir kadeh rakı kaldırırsın gökyüzüne
Ve anlarsın:
Hayat geçer,
Şehirler değişir,
Yıllar akıp gider…
Ama gerçek dostluk
Rakı gibi olur—
Yıllandıkça
Daha da derinleşir
Kayıt Tarihi : 8.3.2026 20:30:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




beğeni ile okudum
dilinize sağlık
TÜM YORUMLAR (2)