BİLİNCİN UYANIŞI
(Kıyam – Başkaldırı – Şafak)
I. Bilincin Kıyamı
Dünya yıllardır emperyalist sömürgecilerin
insanlık üzerinde kurdukları
şiddet, baskı ve dayatmanın yarattığı;
haksız ve kirli savaşlarla beslenen
travmatik bir korku ve kaygı ikliminde savruluyor.
Ama artık başka bir eşikten geçiyoruz.
Bu, yalnızca bir çağ değişimi değil;
bilincin kıyamıdır.
İnsanlık ilk kez bu kadar derinden
kendisine dayatılan düzeni sorguluyor.
Bir çocuk neden savaşta ölür?
Bir halk neden yoksulluğa mahkûm edilir?
Bir avuç güç sahibi
hangi hakla dünyayı yönetir?
Bu sorular yalnızca politik değil,
aynı zamanda ahlaki ve felsefi bir depremdir.
Çünkü her soru
bir zinciri gevşetir.
Her sorgulama
bir korkuyu çözer.
Ve insan anlar ki
en büyük hapishane
duvarlardan değil,
alışılmış düşüncelerden yapılmıştır.
II. Kıyam–Et
(Bilincin Başkaldırısı)
İnsanlık uzun zaman
korkuyla yönetildi.
Tanrı adına,
devlet adına,
güvenlik adına,
düzen adına…
Ama hiçbir güç sonsuz değildir.
Çünkü bilincin bir doğası vardır:
uyanmak.
Uyanan zihin
boyun eğmez.
Uyanan vicdan
susmaz.
Uyanan insan
adaleti arar.
Ve işte o zaman
tarihin yönü değişir.
Saraylar, ordular, imparatorluklar
yüzyıllar boyunca hüküm sürebilir.
Ama bir gün
tek bir düşünce
onların hepsinden daha güçlü olur.
O düşünce şudur:
İnsan
insanın efendisi değildir.
Dünya
bir avuç gücün mülkü değildir.
Yaşam
sömürü için verilmiş bir armağan değildir.
İşte bilincin kıyamı
aynı zamanda bir çağrıdır:
Kıyam et.
Korkuya karşı,
yalanlara karşı,
adaletsizliğe karşı.
Ama önce
kendi zihnindeki zincirlere karşı.
III. Bilincin Şafağı
Her karanlık çağ
kendi sabahını içinde taşır.
Gecenin en koyu anı
şafağa en yakın zamandır.
İnsanlık uzun bir gece yaşadı.
Savaşların, sömürünün,
yalanların ve korkuların gecesi…
Ama geceler sonsuz değildir.
Bir yerde bir düşünce doğar.
Bir insan sorar.
Bir vicdan itiraz eder.
Bir zihin uyanır.
Sonra bir başka zihin…
Sonra bir başka…
Ve fark edilmeden
karanlığın içinde
ışık çoğalmaya başlar.
İşte o an
bilincin şafağıdır.
Artık korku eski gücünde değildir.
Artık yalan eskisi kadar kolay hükmedemez.
Çünkü insan
yalnızca yaşayan bir varlık değil,
anlayan bir varlıktır.
Ve anlayan insan
bir gün mutlaka sorar:
“Bu dünya gerçekten böyle mi olmak zorunda?”
İşte o soru
tarihi değiştirir.
Çünkü o sorunun içinde
yeni bir dünyanın tohumu vardır.
Ve o tohum
insan bilincinde filizlenir.
Sonra bir gün
şafağın ışığı
yeryüzüne yayılır.
Ve insanlık
ilk kez
kendi bilinciyle,
Kendi geleceğini kurmaya başlar.
Kemal Tekir
Halkın hak kın sesi.
Kayıt Tarihi : 8.3.2026 20:32:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!