Bahar gelmiş memleketime bugün
Yeter, daha fazla yaralamasın, akmasın zamanı bükün
Belli ki fazlaydı bedenim senin yükün
Zaman tüketti beni saçının sarısıyla karasında
Tükenmekler bile tükendi ellerimin arasında
Kan kusuyorum sevdamın büyülü yarasında
Bu karmaşık bir düzen
Şimdi kan revan içinde gözlerim
Bu düzendir insanı çıldırtan, üzen
Ben bu şehirde yalnız birini özlerim
İstanbul'un taşlı yollarında yürürken
Götürür bir rüzgar usulca benliğimi
Göğü bir güzellik alemi bürürken
Kaybettim bir çırpıda tüm esenliğimi
Aramıza germişler koca boğazı
Olmaz sevdanın yakını uzağı
Gerekirse Musa misali boğazı yararız
Fellik fellik yari ararız
Görünce hayatın ritmini değiştiren bir yüz
Olur diller lal
Dudağında küfür gibi duran bir söz:
Haydi, hoşça kal!
Gökyüzü haykırarak iniyor kente
Aşkımı yazdım dörtlüğe bente
Yüreğimde bir mezar sessizliği
Dizeler haykırıyor sensizliği
Tattım daima ellerinden sevgisizliği
Omuzlarıma çöken en güzel şeysin sen
Başıma yağan karmış.
Elinden çekeceğim varmış.
Seni benden başka kim sarmış.
Meğer bana hiç gelmemişsin.
Artık aramıza girdi kıtalar.
İnsanlığı el birliğiyle gömdüler
Büründük aciz kisvemize
Dünyayı bin parçaya böldüler
Ayrılık düştü bizim hissemize
Sevdiğim, şimdi benden uzaktasın.
Hiç bilemediğim diyarlardasın.
Her zaman yüreğimde, ruhumdasın.
Kurtar beni bu ızdıraptan n'olur
Hayalin asla çıkmıyor aklımdan.
Bir rüzgar zelzele şiddetiyle bebekleri saklarken
Göğün hıçkırıkları toprağı şefkatiyle kollarken
Yaşam taşkınları son uykumuz gibi gelmişse erken
Bir nota kağıdındaki sustur artık hülyalarımız




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!