Kokmuş çürümüş öfkesine yenilmiş
Daha ilk engelde yere serilmiş
Kalkamaz o kavgasına boyun eğmiş
Bin bir çeşit mazeret dilinde yer etmiş
Kışın hiç bitmediği zamanlar
Kan kokusu siner topraklara
Kış hiç bitmez
Kapıları perdeleri açsa ne fayda
Güneşi söndürmüş avuçlarının arasında
Bir mum misali eriyorum
Hasretinin ateşiyle
İçten içe sönüyor tükenmeye başlıyorum
Bir kor misali yakarken özlemin
Nasıl anlatsam
aradamızda birkaç adım mesafesi
ama asırlar sığdırılmış boşluğa sanki.
Bu kadar yakın ve bu kadar uzak olabilmeyi.
Nasıl anlatsam
Neden ulaşılamayacak kadar uzaktır gökyüzü
Ve
Neden aşılmaz yollarla kaplıdır, insan yüreği
Neden süzülen gözyaşlarına karşı lal'dir insan
Ve
Soğuk ve titrek.
Dikenler hep sol yana mı saplanır ?
Acılar hep ardışık mı yollanır ?
Kader hep aynı kapıya mı yaslanır ?
Neden bu ağır yük, merkebim yok, yol uzun.
Önümdesin, yürüyorsun
Dudaklarım kıvrılıyor adınla
Bedenler giriyor aramıza, sen yürüyorsun
Ardında kopan fırtınalara inat, gidiyorsun
Saatler geceyi buluyor, bir şehir uyuyor
Seni sevmek düşman edinmek demekmiş
Dağılmış ve tarumar edilmiş orduma
Kesik bir kol geçtiğin yolu gösterir
Ve karşılaşırız bir kış akşamı
Yağan yağmur altında
Aklımın odalarında sen varsın
Hangi kapıyı açsam
Hangi hatıranın ardına saklansam
Kor gözlerinle karşımdasın
Gözlerin gözlerime değince
Korkmuş bir beden usul usul gezinir
Gecenin içinde çığlık gözlerinde belirir
Derken bir pergel menzilinden çıkar
Gözlerimin derinliklerinde bir mezar kazar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!