Tren geç kalmış, istasyon kalabalıktan şikayetçi sitem ediyor serin bir yaz günü.
Kasabayı çöl almış harman kalkmamış bu sene. Ağaçlar gönülsüz, toprak suya hasret nerde o eski bereket. Baharı karşılayan yol kenarları, taze çiçek açmış elma ağaçları, yağmuru sırtında taşırcasına kararan kara bulutları arıyor gözlerim.
Hayallerime takılıp unutuyorum gerçekleri, hep arıyorum ama bulamıyorum içimde ki mevsimleri.
Ne sıcağa tahammülüm nede soğuğa... biraz kül, birazda sahra da çölüm. Zamanın içinden geçip gidiyorum durmaksızın, selam veriyorum ehbablara dinmiyor yürek sızım. Ben sahte maskeler ardında saklanan değil, mütevaziliğin fotoğrafında ki yüzüm.
Çocukluk, o derin ırmak çağrısı
O masal dağında ünleyen gazal
Güz ve hasret yüklü akşam bulutu
Güz ve güneş yüklü saman kağnısı
Babamdan duyduğum o mahzun gazel
Ahengiyle dalgalandığım harman
Devamını Oku
O masal dağında ünleyen gazal
Güz ve hasret yüklü akşam bulutu
Güz ve güneş yüklü saman kağnısı
Babamdan duyduğum o mahzun gazel
Ahengiyle dalgalandığım harman




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta