Ben o kadınım.
Çocukluğumun avuç içi hâlâ soba isi kokar.
Oyuncak yerine susturulmuş bir çığlık verildi bana,
saçlarıma kurdele değil, aceleyle bağlanmış bir kader takıldı.
Aile dediğiniz şey,
benim evimde duvara asılı bir takvim yaprağıydı sadece,
günler koparıldı,
ama içinde bir kez olsun sevildin yazmadı.
On beş yaşımda,
daha dizlerimde mahalle tozu varken
gelinliğin beyazına gömdüler beni.
Beyaz dediler,
oysa ben o gün gökyüzünün rengini kaybettim.
Çocukluğumun diz kapakları kanarken
ellerime kına yaktılar.
Ben o kadınım.
İki kızın küçüğü,
abisi duvar gibi suskun,
vurdum duymaz bir gölge gibi evin içinde dolaşan.
Ona her seslendiğimde
kelimelerim kapıya çarpıp geri döndü.
Annemin gözleri yorgun bir kuyu,
babamın sesi paslı bir kilit,
ben o kilidi açacak anahtar olamadım hiç.
Kırgınım.
Kırgınlık içimde büyüyen isimsiz bir ağaç,
dalları göğsüme batıyor,
her mevsim sonbahar taşıyorum.
Dört çocuk doğurdum,
dört mevsim gibi geldiler dünyaya.
Birinin gözleri ilkbahar,
birinin sesi yaz yağmuru,
biri sonbahar gibi sarı ve düşünceli,
en küçüğü kışın ortasında açan bir kardelen.
Onları severken
kendi annesizliğimi emziriyorum.
Kocama hâlâ alışamadım.
Aynı yastığa baş koymak
aynı rüyayı görmek değilmiş.
Yanında uyurken bile
içimde uzun bir yol var,
ayaklarım çıplak,
taşlı, karanlık, bitmeyen.
Hor görüldüm.
Sözlerim küçümsendi,
İsteklerim değersiz sayıldı.
Sanki ben evin içinde
adını kimsenin bilmediği bir eşyaydım,
kırılırsa süpürülür,
eksikliği fark edilmez.
Ama ben o kadınım,
içimde gizli bir zafer saklıyorum.
Bir gün mutlu oldum diyeceğim
ve o cümle
dağları yerinden oynatacak.
Bir gün aynaya baktığımda
yüzümdeki çizgiler
acıların haritası değil,
yürüdüğüm yolların gururu olacak.
Bir gün çocuklarımın gözünde
anne kelimesi
bir sığınak gibi parlayacak.
Ben o kadınım,
yenilgilerden ekmek yapan,
gözyaşını tuz niyetine sofraya koyan.
Küllerimden utanmıyorum,
çünkü ateşi en iyi
yanan bilir.
Bir gün,
bir gün diye başlıyor bütün mucizeler.
Ben de o günü
göğsümde saklıyorum.
Ve o gün geldiğinde
kimse alkışlamasa da
kimse anlamasa da
ben kendi içimde ayağa kalkacağım.
"Mutluyum” diyeceğim.
Ve o cümle,
on beş yaşıma geri dönüp
saçlarına yeniden kurdele takacak.
Kayıt Tarihi : 22.2.2026 03:00:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!