Ben kimim
bu aynaya yansıyan da kim,
saçları uzayan,
gözlerine aklar düşen,
ellerinden yürüdüğü yolun tozlarını akıtan da kim.
Ben kimim,
kimin için aynanın karşısına geçtim,
ne umdum da neyi bulduğuma sevindim.
Ben kimim,
kim olduğunu bilmeyen bir aciz dışında
şuan neredeyim.
Okumayan, dinlemeyen, bilmeyen birine göre
sahi ben bu cahillikle
hangi kütüphanenin rafında
bir zerre toz bile değilim.
Ben kim olduğunu bilmeyen,
rüyasını hatırlamayan bir köleyken,
tüm bunları kabul etmişken
sen neredesin,
sen de kimsin.
Sesleri duyar mı kulakların,
renkleri görür mü gözlerin,
sen anlatabilir misin dünyaya
bir yalandan ibaret olduğunu.
Ölümün bir başlangıç,
rüyanın içinde rüya olduğunu,
asıl uyuduğunda uyanacağını,
kapanmış defterlerin açılacağını,
kırılan kalplerin bir gün onarılacağını,
ölümün dahi öleceğini
fakat bu ölümün bir son olmadığını,
Secdelerin bir sığınak,
minarelerin kalbe atılan bir mızrak olduğunu
söyledin mi onlara.
Bir mezarda avuçladığın toprağın
aslında sen olduğunu,
aslına bakarsan biraz da benden olduğunu.
İnsanın topraktan geldiğini,
bir gün bir yorgan gibi
kendine sarılırcasına
toprağa gömüleceğini söyle onlara.
Bilsinler,
hatırlasınlar,
hatırlatsınlar bana.
Belki bilmezler,
lakin benim nefsim
doymaz,
duymaz,
görmez.
Belki de dünyaya açlığım bu yüzdendir.
söyle de
arada saça düşen ak gibi
hatırlatsınlar ona,
fısıldasınlar.
Yoksa yanar bir gün,
hiç bir vakit
kül olamayarak.
Kayıt Tarihi : 25.1.2026 00:13:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!