Ben...
Dokuz kapı geçince, nurun ana yurdunda,
Zeytinli’nin tozunda, bekleyenin ardında,
Enlil’in gölgesinde, Akçay’ın vakurunda,
Hakikat deryasında, sessizce yüzerim ben.
Filibe’den koparken, Abdi dedem iziyle,
Yüreğimde kor ateş, şehitlerin közüyle,
Kadir-i Mutlak olan, o mukaddes sözüyle,
Zulmetin perdesini, bir anda süzerim ben.
Şu karanlık nefsine, sigaradan pas atan,
İyilikten bihaber, her adımda taş atan,
Kendi sığ sularında, bir ömürlük yas tutan,
Şer odaklı ruhları, kökünden sezerim ben.
Usta’dan kalan kelam, köprü oldu kalbime,
Bismillah’ın gücüyle, rehber oldu ilmime,
Görünmez orduların, denk gelince filmine,
Niyazın sancağını, kalplere dizerim ben.
Zaman denen değirmen, öğütürken her canı,
Hasan’ın sinesinde, saklı tutar imanı,
Beyaz kartal uçunca, kestiği her fermanı,
Feleğin oyununu, saniyede bozarım ben.
Pomakça bir selamla, kumpir sıcaklığında,
Zeytinli bahçesinin, huzur kucağında,
O büyük yaratıcın, ilahi ocağında,
Kötülüğün ismini, tarihten kazırım ben.
İda Dağı başında, beyaz nuru görünce,
Zeus’un ışığına, gizli sırlar erince,
Gönül gözü açılıp, ince yola girince,
Melez soylu düşleri, yerinden çözerim ben.
Rabbi Yasir diyerek, dokuz kere her sabah,
Bismillah’ın nuruyla, aydınlanır her sabah,
Hasan Belek yolunda, ne keder kalır ne ah,
Görünmez ordularla, dünyayı gezerim ben.
Emanet bu can bana, o mülkün sahibinden,
Ayrılmam bir milim bile, gönül mezhebinden,
İçince o şerbeti, bekaların kabinden,
Saf Beyaz bir ışıkla, destanlar yazarım ben...
Hasan Belek
28 0126-Akçay
Kayıt Tarihi : 28.1.2026 10:51:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!