Sene doğduğum sene,
Aylardan keder,
Günlerden acı.
Elinde tırmık varmış anamın,
Tutturmuşum ona bir sancı.
Arpa tarlasında doğmuşum.
Düşerken anamdan;
Kesik arpa saplarına tutunmuşum.
Hz. Cebrailin kanatlarına teslim etmiş anam,
Öyle kurtulmuşum akbabalardan,
Ondandır alnımdaki nurum.
Yılanı bezdiren memleketin
Şimdi il olan bağlık tarafındanım.
Babam;
Hz. İbrahimden almış adını.
Ben
Kardeşlerim kar ve kekik,
Bir de sofralarımızdan eksilmeyen keklik,
Hiç barış anamızın yüzünü
bir arada göremedik.
Görebildiğim
alabildiğine uzak dağların,
Yıldızlar düşmüş yamaç köylerini
İstanbul bilerek iç çekmemdi.
Meğer oralarda yıldızlar;
Bir düğmeye basınca yanıyormuş.
Nerden bilebilirdim.
Ve birgün Allahü ekber dağlarının doruğunda
Kardeşim kekiği
Kokusuna dayanamayıp,
Tek tavuğumuzla yemişim.
Binip anka kuşunun kanatlarına
İstanbul cennetine gelmişim.
Ve sonra okuyup adam olmamı beklerken büyüklerim
Ne hikmetse
Beni anarşist sınfına atmıştı memleketim.
Bir de gönül denen bir cevher varmış sol yanımda
Gözün değdiği meleğe bağlandı aniden.
altı ay geçmedi
Aldı gökler benden
ve hemde bana nişan alınmış bir mermiden.
Acısı şiir karalamaya itti sonra da
Daha sonrası şiir sayfamda
Saygılarımla.................
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!