“Aşk bir büyüdür,” derlerdi de
Hiç inanmamıştım...
Nereden bilirdim ki?
Ben ömrümde hiç âşık olmamıştım;
Anamdan bile şefkat görmemiş,
Gönül bahçemde soldu çiçekler; kırıldı dallarım,
Artık baharlarım hep hazan... Kışlarım zemheri!
Sensiz tarumar oldu ömrüm; beyhude geçti yıllarım,
Bizar oldu beklemekten gönül; gittiğin günden beri!
Yağmurlarım yağmaz oldu; bulutlar küskün...
Ey bülbül! Neden ahüzar eyleyip ağlarsın?
Batmış dikeni sinene... Sen, güle mi yanarsın?
Âşık oldun o güle; bağına bağban oldun,
Ahü vah ile geçti ömrün; sarardın, soldun!
Ne bitmez çileymiş ki bu; gülmedi hiç yüzün?
Bir ben kaldım bu köhne şehrin...
Çıkmaz labirentinde kaybolmuş, çaresiz.
Bir ben serseriyim bu akşam da;
Karanlık sokaklarda kimsesiz...
Sönmüş tüm ışıklar, ortalık zifir karası;
Gülen gözlerine... değmesin hüzün;
Üzülmesin, ağlamasın; gülsün hep yüzün.
Mutluluklar ayrılmasın hiç kapından,
Güzellikler eksik olmasın... hayatından.
Günün aydın olsun, gecelerin aydınlık;
Yaşlandı yüreğim...
Kırkımı çoktan aştım.
Yıllar sonra yolda rastladım;
Hatıralarımdan izlerini silemediğim,
Kanayan bir yara yüreğimde...
Gençlik aşkım!
Sen; bu yolda hercai bir yolcu, bense... bir hancı;
Gözlerin kalbinin aynası... Dilin; pervasız bir yalancı!
Ayrılık pusu kurmuş bekler; içimde... derin bir sancı.
Her geçen gün yüzün bana, biraz daha yabancı.
Artık ne yol ne de yolcu bekler, bu han kapıları;
HAZAN
Hazan; ihanet ve ayrılıkların, iki yüzlü mevsimi...
Soldurdun alı, yeşili; çaldın mavinin rengini!
Yeryüzü hüzün sarısına boyanmış, umutlar kara;
Tükenen aşklar, seven kalplerde onmaz bir yara.
Yıldızlar gibi kırpışarak... tükendi ömrüm,
Sonsuz bir sızlığın tam ortasında.
Bir kardelen çiçeği gibi boynumu büktüm;
Bembeyaz karların içinde, erbain ayazında...
Hazan rüzgarlarıyla savrulup gitti gençliğim,
Sevda bahçemden uğurladığım,
Bir özlem kervanıydı sana...
Ağır ağır ilerlerken hasret çölünde;
Kayboldu gece karanlığında,
Kum tepelerinin gölgesinde...
Günahkâr bir ihanet gecesinde!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!