En vefakar gölgemi bilirdim, o da vefasızlık ediyor
En vefalı tenimi bilirdim, o da öldüğümde çürüyor
En sadık azalarımı bilirdim, onlar da şahitlik ediyor
En sadık onları bilirdim, onlar da o gün terk ediyor
Faniyim fani olanı istemem, acizim aciz olanı istemem
Esme be, hey deli rüzgâr esme
Jilet olup, elimi yüzümü kesme
Bırak da gideyim yâre, yolumu kesme
Esersen güneyden es, kuzeyden esme
Zaten de karlı dağlar, kesmekte yolumu
Öpüştü mü, kalemleri kağıtla
Yanar yürekleri, aşkla/şevkle
Fırtınalar kopar, belleklerinde
Girdaplar oluşur, deryalarında
Heceleri, belleklerinde süzerler
Zannediyor musunuz ki sakalı boşuna ağardı
Bayram, bir ömür boyu her daim hep bağırdı
Söz dinletemedi, saçından önce sakalı ağardı
Çoğu dostlarının kulağı sanki sağır mı sağırdı
17.04.2001-18:12
Ben seni adil bilirdim
Meğer sen de çok.......
Ben seni alim bilirdim
Meğer sen de çok......
Birçok yönden sana hüsn-ü zanım vardı
Bir dost arıyorum, özü sözü aşina
Her şeyiyle de denk olsun arşıma
Çorap ördürmesin şu garip başıma
Görürseniz haber verin Rab aşkına
Bir bülbül kondu, dağdaki dal başına
İlkin meleğin eline güçtüm
Sonra feleğin eline düştüm
Daha sonra da zalim beşerin eline düştüm
Evvel bir güçtüm, şimdi ele ayağa düştüm
Önce ana kucağına düştüm
Bir elimde gençlik diğer elimde şimdiki resmim
Kendi kendime sordum nerde benim gençliğim
Akıl durdu, dil tutuldu, karşıdaki ayna konuştu
Öyle konuştu ki; her şeyi alenen ortaya koydu
Aynalar sadık bir dost gibi gerçekleri gösteriyor
Ahlarım tâ arş-ı âlâya çıktı
Ah o Leyla çok canımı sıktı
Dağlar gibi olan o gücümü yıktı
Nazından neredeyse canım çıktı
Ah! benim ahlarım çok çeşit çeşittir
Parlamamıştı gözlerim seni gördüğümdeki kadar
Hiç gülmemişti yüzüm, seni gördüğündeki kadar
Bağlanmamıştı şu kalbim; sana bağlandığı kadar
Dağlanmadıydı ciğerim, aşkınla dağlandığı kadar
Açmamıştım sinemi kimseye sana açtığım kadar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!