Şanlı bayrağım
Al kanlara boyalım,
Hilal kaşlım, varlık sebebim
Ebediyet-i mevcudiyetim.
Bağrındaki binlerce şehide
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




http://www.turkmusun.net/dosyalar/dua.mp3
Oğuz Kağan nın asırlar önce Türklük duasında dediği gibi; Türk'ü hep töresine disiplinine bağlı kıl ve Türk yurdunda Türklerin yaşamasını nasip et....
'Ne mutlu Türk'üm diyene'
Benim şanlı bayrağım
Al kanlara boyalım
Hilal kaşlım, sebebim
Ebediyetim, mevcudiyetim.
Çok ağıtlar yaktık uğrunda
Binlerce şehidim bağrında
Dalga dalga, nazlanarak semada
Bedelin ödendi binlerce kurşunda.
Yılları yolları katettik, acılar çekerek
Başardık omuz omuza, tek yürek.
Lakin hala gafiller, kol gezer mel'unlar
Etrafta pervasız hainler, alçaklar
Ekmeği, bereketi, nimeti anlamazlar
Bomba koyarlar kardeşliğe, aymazlar
Bunca acıdan da hala ders almazlar
Başlarına gelenden hiç akıllanmazlar.
Amma...
Bu toprağa verdik gencecik şehitler
Bu bayrağın altında yetişti nice yiğitler
Bin yıllık tarihte, kurduk şanlı devletler
Dört bir yana yayıldı ölmez eserler
Edebi, adabı hep bizden gördüler
Yedi düvel geldiler, yaktılar, gittiler
Baki kaldı her daim bu toprakta Türk'ler.
Hangi akmak, hangi gafil aklın şaşar
Hangi gözle, ne cesaretle yan bakar.
Eğer bu milletin gadrini bilene sorsalar
Şanlı tarihimize bir dönüp baksalar
Sabrının taşmasına sebep olsalar
Nasıl bir sonla karşılaşırlar duysalar
Kaçacak delik arar da bulamazlar
Helak olur, yok olur, kurtulamazlar.
Aziz milletimin tarihte şanı, ihtişamı var
Taşında toprağında kan ve gözyaşı var
Yüreğinde vazgeçilmez insan sevgisi var
Sevdanın en kutsalı, vatan sevdası var
Aşkların en yücesi, bayrak aşkı var
Rahat ol şanlı bayrağım
Dalgalan semada al bayrağım
Gülümse bizlere nazlı bayrağım...
Şühedanın emanetisin
Varlığımızın simgesisin
Birliğimizin alametisin
Davamız, sebebimizsin.
Bu vatan var oldukça
İlelebed yaşayacaksın
Bu millet baki kaldıkça
Hep dalgalanacaksın
Türk adı var oldukça.
Hiç solmayacaksın
Sonsuza dek..
___öncelikle tebrik ediyorum.
Vatan ve bayrak kokan yüreğine de selam gönderiyorum..Saygılarımla...
Bayrağımızı onurlandırdınız. bu bayrak her zaman göklerde dalgalanacak.ellerinize sağlık. kutlarım. saygılarımla
duygulara katılmamak mümkün değil, ama Arif Nihast Asya şiirlerinden sonra bayrak şiiri yazarken şiir tadına dikkat etmek lazım, duygularınıza tamamaen katılıyorum ama bu şiir şiir olmamış.
sevgiyle kalın
kutsak saydığımız değerlerin kiymedini bilmek her türk vatandaşın ilk görevidir...saygılar..bahti
Bayrağımıza yapılan her türlü olumsuz hareketi şiddetle kınıyorum değerli kardeşim. Bayrak; omuzlarda taşındıkça bayraktır. Bayrak; göklerde dalgalandıkça bayraktır. Elleriniz dert, yüreğiniz eziyet görmesin. Bayrağımıza yazdığınız için. Tebrikler.
Suna Doğanay
Bu vatan var oldukça
'İlelebed yaşayacaksın
Bu millet baki kaldıkça
Hep dalgalanacaksın
Türk adı var oldukça.
Hiç solmayacaksın... '
Bayrak, namustur, şereftir, haysiyettir.. O'nu en yücelerde dalgalandırmak hepimizin görevi... tebrikler, yüreğinize sağlık....
her bir sözün altında benimde imzam var.
bu tip şiirleri yazan bir kaç kalem tanıyorum.
her biride vatan diye çarpıyor.
Bu şiir ile ilgili 8 tane yorum bulunmakta