Yalnızlığın doruğunda, çilenin zirve yaptığı saatlerde yazılmış satırlar ile sevda ve memleket esintileriyle yufkaya dönmüş yüreğin satırlarının birleştiği bu kitapta yalnızlık, aşk, memleket hasreti, günlük yaşamın gerçeklikleri, absürd hayat ve kitabın asıl kaynağı olan gam bir arada rücu etmiştir.
Herşeyden ve herkesten derin bir parça ve gerçek bir hikaye barındırmaktadır.
Ne selamım kaldı ne de merhabam.
Vermeye temiz yüz bırakmadılar.
Güzel çıksın diye boşa her çabam,
Dilde edepli söz bırakmadılar.
Doruklara kar yağdı ağustosta,
Aralık kışı kavursa şaşırmam.
Savaş açtı, şu kırk yıllık dost dosta,
Analar hasım, doğursa şaşırmam.
Zurnadan ney sesi çıkardı neyzen,
Sararsa boz yaban, geçse zamanı,
Kalan tek gonca gül olsan istemem,
Bozulsun bağlarım, tatsın hazanı,
Diriltecek bülbül olsan istemem.
Sırtımı döndükçe çakal beni bulur,
Her puslu pusunun içinde kalırım,
İster fırtına, ister kasırga ol vur,
Ancak rüzgâr vurmuş gibi sallanırım.
Çileden bana, yaptığın bu büyük taht,
Önce ihtiraslı sonra tamahkar,
Olsanız biter mi hiç karun kadar?
Ufuk yok, mide geniş, akılsa dar,
Vicdanınızın az insafı olsun.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!