içimde ölü bir kurdun cesedini yerdi çakallar,
hiç ölmemiştim fakat her mezar taşında adımı görürdüm
sen öteki aşklarından bahsederken
kadıköy’deki evimin duvara bakan balkonunda.
karıncalarımla birlikte taşındım ben o evden sonra
ikimiz biraz yalnızdık,
dünya kalabalıktı oysa,
oysa ne âlâydı sığınmak.
beton bir duvarın ardına.
ikimiz biraz yalnızdık
kısa
ve derin ve sonsuz nefesler alıyorum
ağzım bir dağ zirvesi kadar ferahlıyor.
ellerin biraz çiçek, biraz koyu gece
biraz çocuk ağzı ellerin.
yıpranmış, eksi korkunç hikayeler anlatıyor bir zenci
tanımıyorum onu ve şahsen bir insanı tanımak
bir lehitin kapağını kaldırmak gibi bir şeydir
ölü bir kitabı okumak çimenleri diriltmek için
bir başka hüzne alınan bilettir, bir insan daha
ve ben hala tanımıyorum onu.
pencerenin gölgesinde kara hayaletler gibi.
istanbul’un traşsız bir gece yarısında
bir kadın, bir kadın daha aynı sokakta
öpüşüyorlar.
aynı sokağın baş ucunda iki adam
sımsıkı sarılmışlar; bize ne.
ben; seni seviyorum, öpüşüyor yeryüzü Tanrı’yla..
şimdi iyi kalpli bütün korkunç katiller,
bütün kötü anneler okşadı saçlarını çocuklarının
uyandık geceleyin, yeryüzünde ne kadar sahipsiz
ne kadar verimsiz toprak parçası kaldıysa.
yıldız ektik bütün bir dünya, birlikte izlemek için.
- 1 -
avuç içimden semaya usulca akıyor sonsuzluk
Allah’ın tek zerre nefesiyim, derimi zorluyorum..
bu duvar, bu yalnız başınalık, bu alçak gürültüsü dünyanın
yoruldum…
sessizce ağladım.
susturucu uçlu bir tabancayla vuruldum sırtımdan
üçüncü sınıf bir mafya filmi kadar kalitesiz.
ve emek harcanmamış bir sahne kadar kötüydü gidişin.
yine de satıldı tüm biletlerim
usulca yürüdün altında bir bulutun
ıslık çalarak döküldü gökyüzü ayaklarına
iyileşti tükenmez sancısı şehrin.
avazı çıktığı kadar teslim oldu katiller
tüm orospular tövbeli,
yeşil tüm trafik lambaları
uzaya kalkan otobüs durakları
tabakta atom çekirdeği filan
akşam üstü beş çayına insanlar
ay’a çıkıyor sevgilim...
ben daha mektup yazamıyorum sana




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!