Baba ocağı
bir kapı değildi sadece,
menteşelerinde çocukluk gıcırdardı
eşiğinde analı babalı günler beklerdi insanı.
Kaç kardeş olursanız olun
aynı rahimde başlamaz her kader,
aynı sofrada büyüse de
aynı acıya aynı yerden bakamaz insan.
Anne sağken evdir baba ocağı,
baba hayattayken çatıdır.
İkisi de varken
duvarlar bile konuşur,
tavan bile hatıra taşır.
Ama biri gidince
sobanın ateşi yarım yanar,
öteki de gidince
kül bile üşür.
Sonra…
Kapı hâlâ oradadır belki
ama anahtar kimdedir bilinmez.
Herkes “ben gelirim” der
kimse kalmaz.
Bayramlar gelir
sofralar kurulur başka evlerde
ama bir tabak hep eksiktir.
Sesler vardır
ama eskisi gibi şen şakrak değildir.
Eskiden
aynı çaydanlıktan dökülürdü muhabbet,
şimdi herkes kendi bardağını taşır.
Aynı avluda gülsek de
aynı yere düşmez kahkahalar.
Baba ocağı
anneyle babayla ayakta duran bir çınardır,
kökü durur belki
ama gölgesi dağılır.
Kardeşlik kalır
ama merkez kaybolur.
Her yol ayrıdır artık,
her dönüş eksik.
Ve insan anlar ki
baba ocağı
duvardan, taştan, topraktan değil
nefeslerden kurulmuş.
Nefes bitince
ocak da söner.
Geriye
hatıralar kalır,
bir de içimizi üşüten
“eskiden” kelimesi.
İşte o zaman
susarak anarsın
ve içinden dersin ki:
Baba ocağı kapısı
anneyle babayla açık,
onlar gidince
yürekte kilitli kalır.
Ve bu söz
bir ağıt gibi düşer dilime,
adıma değil
yarama yazılır:
— Kul Ortak...
KUL ORTAK 01-01-2026
Baki OrtakKayıt Tarihi : 1.1.2026 10:39:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!