Görmediğim güzellik tatmadığım lezzet mi kaldı,
Çekmediğim çile, görmediğim eziyet mi kaldı,
Hayat dedikleri hayalden, hatıradan gayrısı değilmiş;
Her şey boş, dilimde adın, aklımda sadece namın kaldı.
Hazırım gayri gelmeğe, aramızda az bir zaman kaldı…
İnna lillah ve inna ileyhi raciun.
Güneş sana sen güneşe doğarsın,
Hasbel vakit.
Büyürsün, güçlenirsin,
Hasbel hayat.
Ummadığın büyük nimetlere sahip olursun,
Hasbel nasip.
Sakın gariplere ilişme;
Söylemezlerse bilemezsin,
Gaflete düşüp sorma,
Anlatsa da anlayamazsın,
Duyduğunda da zaten inanamazsın!
Eyersiz atlar gibi koşardık, “Gel” deyince mazlum;
Görmez oldu gözümüz, ne mazlum, ne mahsun;
Ne girdi araya tanınmaz olduk,
O atlara ne oldu, bize ne?
Zulmün karanlığını aydınlatırdı güneş,
Sil dediler hatıraları sil;
Kalmasın eseri ne defterde, ne kitapta.
Hatta öyle sil ki;
Anmayasın sakın hitabında,
Unut dediler o ismi, o resmi,
Dünya dedikleri bir handır,
Yedi katlı mekândır.
Her katında ayrı âlem,
Mukimi falandır, feşmekândır.
Diller, dinler mozaiği bu handan,
Kardeş dediğin bazen el gibidir,
Aşında paydaş, kavgada yandaştır!
Oysa gardaş;
Gardaş yoluna yoldaş,
Davana sırdaştır,
Kavgana arkataştır,
“Hamileyim” dedin bekledik iki ay
Doğursun da Bal yavrularını say
Ansızın Bin gün sancılanınca bay bay
Gidilir mi be Balım bu kara kışta?
Gidilir mi hiç bu kara kışta
İster ağa ol ister paşa,
Bindirirler dört kolluya koşa koşa
Yaptıkların gitmedi hiçbiri boşa
Şimdi git hak ettiğini yaşa.
Bıraktıysan bir amel gidecek hoşa
Hani bazen konuşmak isteriz de konuşamayız ya
Hani söyleyecek söz bulamayız ya
Hani kalbimiz isyan eder
Ruhumuz yüzümüze tükürür
Başımızı bile eğmek ar gelir ya




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!