Atalet ve Dalalet
Günlerdir, oturuyorum koltukta
Günlerdir, geçip gidiyor
Tan yeri ağarıyor ve güneş tekrar batıyor
Vakitleri ezberliyorum tek bir solukta
Sabah ezanları hiç bu kadar ezan olmamıştı
Ben ki hakikati unutarak abesle iştigali farz bildim
Her saklı olan bir yağmur gibi söndürdü yüreğimdeki koru
Rabbim sen bizi bizden koru
Sesimi artık hiçbir şiire yakıştırmıyorum
Dudaklarım bu kadar küfre bulanmışken
Kutsalı ağza almak beni alçaklaştırıyor
Bunu sinemde tevettür bilip derin bir nefes alıyorum
Ferahlamanın verdiği rehavetle dudaklarımı tütsülüyorum
Tek zevkim az şekerli Türk kahvesi
Ve gün boyu bir düzine abdestsizi ateşe vermek
Ne kadar cihatsa ben o kadar mücahidim
Boyun ağrısından sırtımı doğrultup yaslanıyorum koltuğa
Bir dünya geçiyor gözlerimin önünden, bir dava
Yarınlar ve yarınların çocukları
Yakalayamıyorum hiçbirini
Unutulmuş bir izmarit gibi ucundayım küllüğün
Derin bir yokluğa girmeyi bekliyorum
Hiçbir koyun almıyor yalnızlığımı sinesine
Ben muttasıl bekliyorum
Seslenmek istiyorum
Seslenmek seslenmek seslenmek
Ey bin atlı, erenler, zahitler, pirler
Bir yer verin bana
Katışmak istiyorum
Aşka
Kayıt Tarihi : 3.3.2026 00:41:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!