ASYA ŞİİRLERİ

ASYA ŞİİRLERİ

Nazım Hikmet Ran

Kardeşlerim
bakmayın sarı saçlı olduğuma
ben Asyalıyım
bakmayın mavi gözlü olduğuma
ben Afrikalıyım
ağaçlar kendi dibine gölge vermez benim orda
sizin ordakiler gibi tıpkı
..

Devamını Oku
Cemal Süreya

Bir kış göğü gibi o saat alçalır ölüm,
Yalnız işitme duyusu kalır ortada.
Asya kentleri yürür dururlar,
Höyükler burnumda hızma.

Uzakta dev bir damla:Pırıl pırıl Pencap!
Tabanlarından kayıp duran sütunlar
..

Devamını Oku
Bahattin Karakoç

İki gözün iki saltanat mührü
Kür nehri gibi dalgalı ve menevişli
At başı gibi görklü,kız başı gibi erkli
Delilde doyurgan, kararda buyurgan
Kuzey yıldızları gibi hareketli


..

Devamını Oku
Osman Yüksel Serdengeçti

Hayalimde yemyeşil bir alem kura kura
Giriyorum gün görmüş bağrı yanık Bozkır'a

Sabır, tevekkül çile burda sonsuzlaşır
Cihet ebedi silinir, insan mekansızlaşır...

Hep aynı ses, aynı renk, aynı şekil, aynı hat! ...
..

Devamını Oku
Aydın Hatipoğlu

Sesimde yalnızlığın tınısı
Gözlerim yanıyor uykusuzluktan
Suda yağı bitmiş kandil ışığı
Uzakta ağlayan çocuk sesleri

Dağları deniyorum
İsyanın ve hüznün sığınağı
..

Devamını Oku
Akgün Akova

barış nedir sevgilim biliyor musun
bir köprü müdür üstüne gölgeler düşünce çöken
halka açılamadan batan bir şirket
iki savaş arasında verilen çay molası mıdır barış yoksa
hurdacıya söylediği son sözler mi
bisikleti vurulan bir çocuğun söyle sevgilim
Einstein'ın Roosevelt'e yazdığı mektup mudur barış
..

Devamını Oku
Nazım Hikmet Ran

Gözüme altın bir damla gibi akan yıldızın ışığı
ilk önce boşlukta deldiği zaman karanlığı
Toprakta göğe bakan
Bir tek göz bile yoktu
Yıldızlar ihtiyardılar
Toprak çocuktu...

..

Devamını Oku
Dilaver Cebeci

Yağı 'Hurra!' deyip hücum edende,
Türk'ün Türk'e küseceği çağ mıdır?
Yüz bin değer yıkılırken bir günde,
Türk'ün Türk'e küseceği çağ mıdır?

Kâfir oku hedef döğer uzaktan
Haber gelmez Kırgız, Tatar, Kazaktan.
..

Devamını Oku
İlhami Bekir Tez

Ölüm bir kez çalar kapıları
Doğumdan öncesi, ölümden sonrası yalan
Yumruğu, göğsü ve altın başıyla
Ne güzeldir ayakta dimdik insan.

Pul pul damar damar
Dünyamızın derisi dökülüyor
..

Devamını Oku
Yasin Akarsu

Anadolu’nun şirin bir köyüydü Alacağ Köyü. İnsanları sevecen, sıcak ve çalışkandı. Mehmet Efendi her gün erkenden kalkar ve gündelik işlerine koyulurdu. Eşi ve kızları Asya ev işleri ile meşgul olurdu. Asya her gün erkenden kalkıp kahvaltıyı hazırlar, koyunları sürüye katar ve evi toparlardı. Sabahları çoban Ahmet’i gördüğünde anlam veremediği bir heyecan ve telaş basardı içini. Eli ayağı birbirine dolanırdı. Aslında Ahmet de Asya’dan farksız değildi. Birbirlerine, kalplerinde büyüttükleri bir aşk saklıyorlardı.

Asya serpilmiş ve gelinlik kız olmuştu. Ahmet de artık çocukluktan çıkmış genç bir delikanlıydı. Lakin bir sıkıntı vardı. Ahmet bir türlü ilk adımı atmaktan korkuyordu. Mehmet Efendinin kızını bir çobana vermek istemeyeceğinden korkup her seferinde bu sevdadan vazgeçmek istiyordu. Oysaki her sabah Asya’yı evlerinin avlusunda görünce tüm umutsuzlukları kaybolup tekrar cesaretini topluyordu.

Asyagil’in evine artık her hafta bir görücü gelmeye başlamıştı. Asya gelen her görücüyü bir bahane ile yollayıp, ailesine evlenmek istemediğini dile vuruyordu. Babası kızının bu tutumu karşısında artık sabrı taşmak üzere idi. Aslında Mehmet Efendi kızını köyün zenginlerinden Hasan Bey’in oğluna vermek niyetindeydi. Hem kızı zengin bir eve gelin gitmiş olacaktı, hem de kendisi topraklarına toprak katacaktı. Yakın bir arkadaşı vasıtası ile Hasan Bey’in kulağına kar suyunu kaçırmıştı Mehmet Efendi. Hasan Bey, oğlu ile görücü olarak Mehmet efendinin evine gittiğinde Yaşar, Asya’yı görmüş ve ondan büyülenmişti. Evlenmek istediği tek bayandı artık onun için. Misafirlik faslı bittikten sonra Asya tüm görücülere nasıl davrandıysa Hasan Bey’lere de aynı şekilde davranmıştı. Ama bu sefer Mehmet Efendi aklına koymuştu kızını bu zengin aileye vermeyi. Asya babasının bu tavrından dolayı korkmuş ve Ahmet’e bir şekilde haber vermeliydi. Ertesi gün sabahleyin Asya, çoban Ahmet için ufak bir azık ve içine durumu anlatan bir mektup saklamıştı. Ahmet yaylada karnı acıktığında güzelce Asya’nın onun için hazır ettiği azığı yemeğe koyulmuştu. O sırada çöreklerin altında bir mektup gördü. Okumaya başladığında ne iştahı kalmıştı ne de sevinci. Hayatı kararmıştı sanki. Akşam yalnız başına kaldığı fakirhanesine döndüğünde aynı mutsuzluk ile baş başa idi. Ne yapmalıyım derken akına her zaman başı sıkıştığında gittiği köyün muhtarı geldi. Muhtar onun öz babası gibi olmuştu. Annesi ile babası vefat ettiğinde ona uzun bir süre yetişkin olana kadar Muhtar bakmıştı. Muhtara durumu güzel bir şekilde anlatıp acizliğini de belirtince muhtar bu çok sevdiği genci kıramayıp Mehmet Efendinin evine görücü gitti. Asya diğer tüm görücülere davrandığı gibi değildi bu sefer. İçi kıpır kıpırdı. Heyecandan ölecekti nerdeyse ama babası sert bir eda ile muhtarı kovmuş ve aldıkları hediyeleri dışarı fırlatmıştı. Asya ile Ahmet olanlar karşısında şokta idi. Ne yapacaklarını da bilmiyorlardı. Hasan Bey düğün hazırlıklarına başlamıştı. Asya’nın tüm ısrarlarına ve gözyaşlarına rağmen Yaşar ile evlendiriyordu sonunda. Düğün günü gelip çatmıştı. Ahmet yıkılmıştı. Bu akşamdan sonra sevdiği kız başkasının olacaktı. Buna dayanamıyordu. Ahmet’i böyle gören muhtar da üzgündü ve aklına bir fikir geldi. Herkesten habersiz Asya’yı evinden alıp Ahmet ile İstanbul’a yollayacaktı. Ahmet’e bu fikrini anlattığında garibim sevinçten ölecekti. Hemen yola koyulup plana başladılar. Muhtar gelin kızın evine girip Asya’yı usulca arka kapıdan dışarı çıkardı. Ahmet Asya’yı görünce önce sarıldı ve alnına bir öpücük kondurdu. Ardından hızlı bir şekilde köyü terk edip İstanbul’un yolunu tuttular. Hadise çok geçmeden anlaşıldı ve herkes köyün dört bir yanında Asya’yı aramaya başladı. Jandarmaya da haber verilmişti ama hiçbir arama netice vermiyordu. Ertesi gün olduğunda Ahmet ile Asya İstanbul’da muhtarın bir yakınının evinde saklanmışlardı. Bir yandan da muhtarın kurmuş olduğu plan duyulmuş ve Mehmet ile Hasan Bey çılgına dönmüştü. Yaşar bu durumu namus meselesi haline getirmiş ve köyden çıktığı gibi kendini İstanbul’da buldu. Uzun zaman Ahmet ile Asya’yı aradı ama hangi bir tarafa gittiyse onların bir türlü izini bulamamıştı.

Ahmet bir gecekondu bulmuş ve birkaç parça eşya ile evi düzmüştü. Akşamları evden çıkıp sabah saatlerine kadar sokaklardan kâğıt topluyordu. Fakir bir yuvaları vardı ama mutluydular. Her gün sofralarında tarhana çorbaları eksik olmuyordu ama yüzlerindeki mutluluk kadar daha tatlı bir şey yoktu. Nerdeyse bir sene olmuştu ve Asya’nın karnı burnundaydı. Birkaç gün sonra Asya nur topu gibi adını Yusuf koydukları bir erkek evlat sahibi olmuşlardı. Artık Ahmet bir aileye sahipti ve ailesizlikten duyduğu özlemi eşi ve oğlu ile gideriyordu. Ama çok geçmeden mutlulukları yarım kalmıştı ve bundan sonra başlıyordu tüm kötü hadiseler. Çünkü Yaşar nihayet onların izini bulmuştu. Bir gün her ikisi de evde iken Yaşar evi basmış ve hunharca Ahmet ile Asya’yı öldürmüştü. Kundağında duran Yusuf’u fark etmemişti. Allah’ın garip bir mucizesiydi bu. Yusuf kurtulmuştu ama o da babasının kaderi ile yüzleşmiş ve artık hem yetim hem de öksüz kalmıştı. Yaşar bu olaydan sonra babasının da nüfusunu da kullanarak hemen yurt dışına çıkmış ve orada yaşamaya başlamıştı. Yusuf’u devlet, çocuk esirgeme kurumuna yerleştirip büyüyene kadar orada yaşaması için karar almıştı.
..

Devamını Oku
Şahin Tokmak

Okuyan beynine,
Yazan kalemine,
Söyleyen diline,
YENİ ASYA YENİ ASYA.

Cahilken alınan ilme…
Okurken öğrenilen bilime…
..

Devamını Oku
Enderemiroğlu

asya toz ve duman tren garlarından sarı metal gözlerin artakalan ikiye katlanmış bedenim tahta bavul beyaz mendil horoz ayna kara tarak beyaz çorap kırmızı kurdele siyah beyaz fotoğraf

gül pudrası, lotion pompeia, briyantin, yağsız krem ve eau de cologne

asya ateş ve gam tütsü buharlaşan sudur yanan kiraz ağacından suyla beslenir ellerim ve toprakla ağır koku gümüş tabaka ağaç ağızlık köstek saat muhtar çakmak hakim yaka uzun asa cilalı kundura

çiçek suyu, oje, kömür sürme, gül suyu ve souvenir de constantinople
..

Devamını Oku
Şerafettin Muş

Asya ana hemen ferman buyurdu

Doğumu zor olan bir ana gibi
Asya ana kızıl ordu doğurdu
Paylaşım bilmeyen bir kuma gibi
Hamur gibi zulum ile yoğurdu

..

Devamını Oku
Yusuf Tuna

Hoca Ahmet Yesevi'yle can bulur,
Tarihte Orta Asya Erenleri.
İlyas-ı Horasani'yle yol alır,
Tarihte Orta Asya Erenleri.

Lokman-ı Serasi'yle derse gelir,
Tasavvufu en yüce makam bilir.
..

Devamını Oku
Bekir Alim

Dostlar; sayın Hikmet Okuyar’ın başlattığı ’’ ARİF NİHAT ASYA ÖZÜMÜZ OLDU ’’ konulu atışmamız burada 66 kıtada son bulmuştur. Başta bu atışmayı başlatan sayın Hikmet Okuyar’a, her zaman ve her atışmada benle birlikte olan Bekir Alim, Eyüp Mert, Murat Karababa, Mihriban Eren’e ve birer kıtayla da olsa bizleri yalnız bırakmaya Nadir Çitil ve Ertuğrul Çitil’e, İlkay Coşkun’a, Muammer Yalçın ile Adana/Kozan’dan katkı sunan sayın Hatice Bozkurt Sarıtaş’a teşekkür ediyor bir dahaki atışmada buluşmak üzere hoşça ve sağlıklı kalın diyorum.


ARİF NİHAT ASYA ÖZÜMÜZ OLDU
1-
Tarihi çevirdik göz attık düne
Arif Nihat Asya özümüz oldu
..

Devamını Oku
Lider Zeynep Karayağız

Duymalıyım sesini duymalıyım Asya
Ey güzel kadın
Ses ver yıkık umut kırıntılarıma
Çocuk oldu yüreğim
Duyuyor musun sessiz hıçkırıklarımı
Ağlayan bir körpedir yüreğim Asya
Figan etmeye cesaretsiz cılız sakin öfkelerimi
..

Devamını Oku
İsmail Kandemir

Bugün dünyaya gelen torunuma…

Dünya yangın yeri, memleket zorda,
Hoş geldin torunum, hoş geldin Asya…
İnsanlar kaygılı, gönüller darda,
Hoş geldin torunum, hoş geldin Asya…

..

Devamını Oku
Şevki Kayaturan

ARİF NİHAT ASYA ÖZÜMÜZ OLDU
1-
Tarihi çevirdik göz attık düne
Arif Nihat Asya özümüz oldu
Umutla bakarken he yeni güne
Arif Nihat Asya özümüz oldu... Hikmet OKUYAR
2-
..

Devamını Oku
Nuh Ali Berk

Böyle olurmuş heyecan,
Ailemize yeni bir can,
Baş tacımız gelen her can,
Hoş geldin sen, Asya bebek,,
*
Açtın bize kollarını,
Sen ver bize ellerini,
..

Devamını Oku
Fethi Yıldız

Ne kadar garipsin yüce İslam
İman etse her bir nefer, insan
Reva görür zulmü, ölüm kusan
Asya, nın garip bir köşesinde

Asya, nın bir köşesinde ülke
Davası İslam etmişler ilke
..

Devamını Oku