Hakk’ın kapısında kul olmak varken,
Dünya sarayına dalma ey gönül.
Vuslatın güneşi doğarken erken,
Karanlık dehlizde kalma ey gönül.
Aşkın ateşidir ruhu pişiren,
Mecnun’u çöllere bakıp düşüren.
Sırrın deryasını kalpten taşıran,
Boş fani rüyaya salma ey gönül.
Okudun mu Elif, bildin mi harfi?
Tükettin ömrünü, eyledin sarfı.
Gönül bir kâbedir, eyleme harbi,
Kırık bir kanatla kalma ey gönül.
Benlik davasını kenara bırak,
Sana senden yakın, sanma ki ırak.
Gözünden perdeyi kaldır da bir bak,
Gölgeyi hakikat sanma ey gönül.
Erenler meclisi irfan bağıdır,
Aşığın yüreği ateş dağıdır.
Geçti gençlik çağı, hasret çağıdır,
Solacak gülleri yolma ey gönül.
Edep ile gelen lütuf ile gider,
Kamil olan kişi nefsini güder.
Hakk için yanmayan canı ne eder?
Kuru bir davaya yanma ey gönül.
Zerrede güneşi görmek hünerdir,
Sessizce ağlamak gizli zaferdir.
Yolun sonu elbet mutlak seferdir,
Yükünü boş yere sunma ey gönül.
Kimi mülke tapar, kimi hayale,
Ulaşmak istersen ulu kemale;
Bakıp da aynada olan cemale,
Kendi benliğine kanma ey gönül.
Gönül mülkü Hakk’ın tahtı sarayı,
Sıdk ile bağla da açma arayı.
Merhem eyle dosta, sar şu yarayı,
Yardan özgesini anma ey gönül.
Aşık Turhal der ki; sözümüz haktır,
Ölümden öteye bir yolun yoktur.
Hakk’ın rahmetinden umudun çoktur,
Kapıdan ümitsiz dönme ey gönül.
Kayıt Tarihi : 12.2.2026 20:06:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!