Koca bir mahzende toplanır umut bekleyenler.
Üstüne damlar düşer küçücük bekleyişlerin.
Irk, ırs, ins utanır kendinden ve mahçup
Biz sizi seviyoruz koca yürekli elçiler.
Her şey zamansız
Yağmur zamansız yağar,
Kuş zamansız öter,
Zamansız atılır zindanlara yar cevheri.
Zamansız gelir ömür ömür beklenilen gemiler.
Yetim çığlıklar, ızdırap kokan alemler
Bir siz varsınız rengarenk seslerin ötesinde.
Bir siz varsınız anlamı bilinmeyen kelimelerin mealinde.
Kim derdi kardeşliğin önündeki engeldir,
Kıskançlık ile nefret.
Kim anlar öksüz erbâyı solmuş?
Kin ve öfke hârlama dostum,
Ne senin ne benim bu cihan-ı töhmet.
Nedir bu kibirli duruşun,
Kimedir bakışların senin,
Zahmetli ve minnet doruğundaki mabet.
Dertlenme, kederlenme geçer bu çileli efkâr.
İhtilal eder bu yeknesak orduyu delirmiş bir çilekeş.
Firar eder katleden bu meşhur buse
Asil tebâya boyun eğer ansızın hükümdar.
Umudunu yitirme.
Varlık ile yokluğun savaşına atıldın.
Var olan daima güçlü ve kudretlidir.
Sen yokluğunu bağışla
Senden olan ve senden olmayan tüm yoksullara.
Çünkü yoksulluk asildir.
Çünkü yoksulluk zalim değildir.
Fıtratına yeniktir bütün bunlar, acizdir.
Hayallerinde yenilir mi insan derdi vaktinde birisi.
Sahiden yenilir mi insan hayalinde?
Kendi kurduğu devlet, kendi yalnızlığı belki de…
Belki de kendi doğumunu kendisi yapardı.
Kendi kendisine övgüler yağdırır,
Bazen de sövgüler dizer ince ince.
Bir kelimenin haddelerine değince nadide kirpikler,
Unutuverir kokusunu tüm mezarlık gülleri.
Canlılığını yitirir yaz sıcaklığında.
Kayıt Tarihi : 9.3.2026 06:20:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!