Aç kapıyı ağlıyorum dizlerim kapanık
Yüzündeki eda kaybolmuş bulutlar karanlık
Ayrılık masası mı bu şarabında köpüğün kabarık
Ey yar bu senmisin saçın başın dağınık
Balkondaki rakı şişeleride ne senin yaptığın ayyaşlık
Topraktan yaratıldık siyahtı
Siyahla açıldı gözlerimiz
Beyazı gördük sevindik güldük
Hayatımız siyah beyazla şekillendi
İlk fotoğraflar siyah beyaz
İlk okulda yazı yazmayı öğrendik
dağda kurt olsam haramilerle güreşirdim
bağda gül olsam dikenimle çelişirdim
aşkınla harman olsam; yanar tutuşurdum
sensiz ecel-i müsemma bahşedildi bana
gözde yaş olsam dudağına erişirdim
bir yanım eksik gidemediğimden
Ayrılık kalsın yakar bedenimden
Seni özlüyorum bak en derinden
Himmet ya sultanım tut ellerimden
Hasretin dinmedi gelemediğimden
Minik bir kızdı gülümsüyordu
babası gezdirmeye götüreceğini söylemişti
annesi giydirmişti en güzel elbiselerini
küçük kız beyazlar içindeydi
yüzünde güller açıyordu zavallının
bilmiyordu diri diri toprağa gömüleceğini
Bir akşam gölgelerin üstüme çöktüğü
Limanların içimde sustuğu gün anla
Yitik dualar gibi semaya yükselip
Küllerimle rüzgâra karıştığım gün anla
Göğsümde unutulmuş şehirlerin yangını
Tanımadın mı beni arkamdan gül döktürdüm
İflah olmam ateşle su söndürdüm
Her vurduğum bir darbe bin öldürdüm
Tanımadın mı Mecnun'u çöle ben düşürdüm
Ben gidince günler sanki mevsim
Derman ararım derin hicran içinde,
Bir gamze yetmez bu özlem biçimde.
Sevda gemisi dalga peşinde,
Ummanın ortasında batmışım ben.
Hasret ateşiyle yanar gönlümde,
Yollar ırak yollar uzaksa
Mesafe bir bahanedir ihanet için
Gönül görmez kalp kararsa
Sözler bir bahanedir ihanet için
Çölü göl gören gözlerde
Yusuf değilim çıkamam dipsiz kuyudan
Şer dinler mi yazdan bahardan
Hatır denilen arak masasından
Bir günahıda senin için işledim
Sakiler mey doldururken gördüm ağladım,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!