Aç kapıyı ağlıyorum dizlerim kapanık
Yüzündeki eda kaybolmuş bulutlar karanlık
Ayrılık masası mı bu şarabında köpüğün kabarık
Ey yar bu senmisin saçın başın dağınık
Balkondaki rakı şişeleride ne senin yaptığın ayyaşlık
Topraktan yaratıldık siyahtı
Siyahla açıldı gözlerimiz
Beyazı gördük sevindik güldük
Hayatımız siyah beyazla şekillendi
İlk fotoğraflar siyah beyaz
İlk okulda yazı yazmayı öğrendik
dağda kurt olsam haramilerle güreşirdim
bağda gül olsam dikenimle çelişirdim
aşkınla harman olsam; yanar tutuşurdum
sensiz ecel-i müsemma bahşedildi bana
gözde yaş olsam dudağına erişirdim
bir yanım eksik gidemediğimden
Ayrılık kalsın yakar bedenimden
Seni özlüyorum bak en derinden
Himmet ya sultanım tut ellerimden
Hasretin dinmedi gelemediğimden
Minik bir kızdı gülümsüyordu
babası gezdirmeye götüreceğini söylemişti
annesi giydirmişti en güzel elbiselerini
küçük kız beyazlar içindeydi
yüzünde güller açıyordu zavallının
bilmiyordu diri diri toprağa gömüleceğini
Yandı birden köz olmuş kül
Umutlar tükendi soldu ıslak gül
Can çıkmayınca sızlar oldu gönül
Kış vakti tutuştu o taranan kakül
Çekilmez çileler gidişler vardır aleyhte
Gönlümde gamzelerinle açtın bin bir yara, Sultânâ,
Sensiz geçmez bu ömr-i bîsemâra, Sultânâ.
Ne şem’-i aşk söner, ne gözde uyku durur,
Geceyi yar eden hep ah-ü zâra, Sultânâ.
Gözlerde akacak yaş kalmadı
Seni görmeye tövbe ettim
Dostlarım talihime bedbaht dedi
seni sevmeye tövbe ettim
Değmedi adını sayfalara yazmaya
Derman ararım derin hicran içinde,
Bir gamze yetmez bu özlem biçimde.
Sevda gemisi dalga peşinde,
Ummanın ortasında batmışım ben.
Hasret ateşiyle yanar gönlümde,
Yollar ırak yollar uzaksa
Mesafe bir bahanedir ihanet için
Gönül görmez kalp kararsa
Sözler bir bahanedir ihanet için
Çölü göl gören gözlerde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!