Steve Biko öldüğü gün
İnci gibi dişleriyle çocuk
İşte o tarlanın ucunda bir başına
Beyaz işgalcinin bakışına doğru
Yeniden dirildi koşarcasına.
Hep düşünürüm
Dünyanın dört bir yanında
Nice acılar depreşiyor da biz
Kendi halimizde yarı hevenk
Bal karışımı huzurumuzla
Simya arıyoruzdur kim bilir.
Aşıları tam endazesi yerinde
Diyet yapıyor perhiz hem 8 öğünde
Sağlıklı bir yaşam diğerine yabancı
Teslim alıyor direncin taşını
Dağıtıyor suların dibine.
İşte burada başlar insanın hikâyesi. Merkezinde dünyanın bir kendisi, âlemin efendisi. Her gün aynada baktığı çehrede yabancılaşan o rengini göremez. Körlüktür bu biraz da mayalanmış tarih yazımı. Herkes kendi kitabını yazmak derdinde bir ömür. Kendiyle başlayan ve kendiyle biten… Atlasın her hangi bir yerine elini koysa ve dese ki işte burada insanlar yaşıyor. Kendisi de inanmaz görmedikten dokunmadıktan sonra. Böylece insanlık cenahının en bariz acısıyla karşılaşır zavallı. Avustralya’da ve Yeni Zelanda’da katledilen milyonlarca yerli ne ifade eder? Kızılderililer, Brezilya yerlileri, Peru, Şili, Meksika, İnka, Aztek, Kanada, Güney Afrika, Filistin… Aradan asırlar geçer ve zalimin torununun torunu özür diler olur biter değil mi! İşte beyazın kirlendiği çağ burası. Vahşi kapitalizm, gösterimde insanlık curcunası.
Steve Biko öldüğünde hani o gün
Beyazlar sopalarını biliyordu başında
Tarih törpüsü kanını aldatıyordu
Hani sonra o sarışın korkularıyla
Hayvandan daha aşağı bir hayvan gelip
Kara gözlerindeki tebessümü yağmalıyordu.
Geçen Biko’yu Kudüs’te görmüşler
Sesinden bilenmiş çocuklar saçıyorken ortaya
Yirmileş cani baş edemiyormuş.
Kayıt Tarihi : 10.1.2026 01:38:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!