Bile bile sürgün geldiğim bu hezeyanda
seni arıyorum yana yakıla
bir gölge geliyor ardımsıra korkarak
ve kulağıma çalınan seslerin uğultusu vuruyor
içimde eksik bir duygunun acısıyla
evsiz bir duman boşluğunun ardından bakıyorum İstanbul'a
akıp giden serin sular ve kaygısız gece
pişirdiğin ekmeğin kokusunu duyuyorum taa buralardan
ve ansızın dilimde bir türkü oluveriyorsun anne
o pâk yüzün geliyor gözlerimin önüne
ve sen
çektiğin bütün acılara rağmen gülümsüyorsun bana
sanki seni hiç üzmemişim
sanki sözünden çıkmamışım
sanki benim için ağlamamışsın da
maziyi getirmiş gibi aklına
hiçe sayıyorsun hatalarımı
ve benliğime dair kaygısız kaygılarımı
şimdi senden uzakta dört duvar boşluğunda
üç kişiyiz; kalem, kağıt ve ben
kalem kavuşup kağıdına iz bırakıyor da
ben koşup his bırakamıyorum bağrında annem! ...
Kayıt Tarihi : 30.9.2010 00:27:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

TÜM YORUMLAR (4)