Amed,
tu yê kevirên reş ên bêdeng î
di nav şevên bê stêrk de
dilê xwe yê şikestî li ser dîwaran daliqandî
her kevirê te yek carî dilê min e
yek carî jî gulekê ku hê jî dişewite.
Dîcleya te di xew de jî nalîne
mîna straneke kevn ku kes nabihîze
lê her pevçûnekê wê
di damarên min de diherike
mîna xwîna ku ji birîndariyê nayê paqijkirin.
Li bazara te,
bêhna baharê bi bêhna barûtê re têkel dibe
keçên bi çavên gewr
di nav qîrînên bêdeng de dicivin
û ez,
ji dûr ve temaşe dikim
mîna ku ez ne li vir im
lê her tiştê ku ez im, li vir e.
Amed,
tu ne tenê bajarek î
tu birîneke zindî yî ku nefesê dide
tu straneke nîvco ye ku her kesê wê dibêje
lê tu kes bi temamî nizane dawiya wê.
Ez diçim,
lê tu diçim nîn î
di her gavê min de tu yî
di her bêhna min de tu yî
di her bêdengiya min de tu dengê xwe yê herî bilind î.
Şev baş, Amedê min...
bila kevirên te sibê jî bikenin
bila Dîcle sibê jî stranên me yên kevn bibêje
û bila ez,
dîsa vegere ba te
mîna ku ez qet neçûbûm.
Kayıt Tarihi : 18.2.2026 08:56:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiir, İngiltere'nin gri ve yağmurlu bir kış gecesinde, içimdeki Amed ateşiyle doğdu. 2026'nın başlarında, pencereden dışarı bakarken yağmur damlaları Dicle'nin sularına dönüştü gözümde. Uzaklardan gelen haberler – yine yaralanmış surlar, bastırılmış sesler, ama hâlâ direnen bir nefes – kalbimi sızlattı ve aynı anda kelimeleri akıttı. Amed'e en son çocukken gitmiştim; surların arasında koşar, bazalt taşlara dokunurdum. Şimdi ise yıllardır buradayım, İngiltere'nin sokaklarında, tube'larda, yağmur altında kaybolmuş bir Amedli olarak. Şiir, o özlemin çığlığı oldu: Ne tam burada ne tam orada olmak, her adımda Amed'i sırtımda taşımak, her sessizlikte Dicle'nin hıçkırığını duymak... Yazdığımda içim titredi, çünkü şiir bitse de Amed bitmiyor; o içimde yanıyor, yaşıyor. Bu mısralar, belki bir gün Amed'e dönebilmek için yazılmış bir mektup. Ya da belki dönemeyeceğimi bilerek, onu kelimelerle geri getirme, yaşatma çabası. Amed, senin için yazılmamış şiir yokmuş gibi geliyor bazen. Ama ben yine de yazdım; çünkü bazı hasretler ancak şiirle hafifler, bazı yaralar ancak kelimelerle sarılır. Azad İngiltere, Şubat 2026




türkçesini de rica edebilir miyiz özgür kardeşim... google çeviremedi evet :)
memleket hasretine dair bir katkı da bizden olsun...
erciyesten elbistanın gökyüzüne,
kavisli bir kuşak atan ebemkuşağının,
mordan başlayıp diğer renklerini
üstten seyrederek sevinmek,
muhabbete vesile sayıla dursun,
dünyanın dışına çıkabilen yegâne renktir aşk;
hastaydım adam akıllı,
ve uykusuz kalmıştım günlerdir,
solgun yüzünüzdense nûr saçılıyordu,
dudak uçlarınızla gülümseyebiliyorken,
hep olduğunuz gibiydiniz siz,
ne bir noksan nem bir fazla,
hüzün çehreliydiniz,
adımlarınızsa sürekli ahesteydi ve,
bu dünyanın ne yanında olduğu belirsiz,
ancak vatanı besbelliydiniz…,
ve gök girsin kızıl çıksın ki,
ay yıldız olur her yön teşrifinizle,
ömür ve nesil israfının harman yerinde,
yanık buğday suretinize düştüm,
dalından kopan bir iri çınar yaprağı gibi kupkuru…,
TÜM YORUMLAR (1)