Girdim gönül bahçesine,
Meyve, bostan deremedim.
Dilberlerin nicesine,
Baktım murat göremedim.
Çekerim maral yasını,
Sana sevgim sığmaz dile,
Gönül senden ayrılmaz ki.
Azrail de gelse bile,
Beni senden ayırmaz ki.
Yar Mihri-Mah canım gülüm,
Uzaktan yakından gülen dostlarım,
Gidin de aynaya bakın da gel gel.
İçinde kurtları besler postlar ım,
Kuzunun postunda çıkın da gel gel.
Ocaktan, mangaldan bırakmadın kül,
Ceylanım gönlüme geçmedi sözüm,
Gel ne olur bahri sen beni dinle.
Karşında duracak kalmadı yüzüm,
Mihri-mah ne olur bahri sen anla.
Bilirsin ki sevda ölümden beter,
Size derim size beni yerenler,
Milletin malını çalan ben mıyım?
Kendini görmeyen karşı görenler,
Sizler gerçek yalan yanlış ben mıyım?
Olgunlar karşıyı sözüyle tartar,
Köylü yurdun efendisi diyorlar,
Efendi mi köle midir bilinmez?
Sırtımda geçinip hakkım yiyorlar,
Asalak mı kene midir bilinmez?
Bilinmez tezgahta plan dokunur,
Parlayan her şeyi pırlanta sandım,
Meğer çatı üstü çinkoda parlar.
Kendini övene alimdir kandım,
Meğer o bir deli yürek yaralar.
Kar ne kadar yağsa gider baharda,
Bu senede bekar kaldım arada,
Ha babam, de babam, dört duvar dayım.
Olamadım bir kuş kadar burada,
Kaldırım taşlarda gez döner deyim.
Gurbet ellerinde kimsesiz gibi,
Dayanmadım yenik düştüm,
Bitsin artık hasret bitsin.
Bu sevdadan yandım piştim,
Gitsin artık acı gitsin.
Acılara sardı beni,
İmkanlar ele geçince,
Fırsatçılar konar leşe.
Güneş batar olur gece,
Fırsatçı konar beleşe.
Fırsat kaçarsa melektir,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!