233.
Kırıklığa yazgılıysa da tüm çocukluk hayalleri
Annemin terliğine ve yer yataklarına rağmen
Tasolarım vardı benim bir de hayal kırıklıklarım.
Bıçkındım, çocuk irilerinden topumu koruyacak kadar
Ve babamın aldığı kolu bozuk atariye
234.
Böbrek taşı düşürdüğüm için sıkça Üroloji polikliniğine gittiğim zamanların birinde orta yaşlı, prostat hastası bir abiyle tanışmıştım. Yan yana oturduğumuz banklarda bir türlü gelmek bilmeyen sıramızı beklerken bir yerlerden laf açıldı ve sohbet etmeye başladık. Oradan buradan konuşurken birden bire bir soru sordu bana. "Sence gerçek mutluluk nedir? " Bir süre düşündüm. Sonra aklıma gelen cevapları sıralamaya başladım. Sevdiğin ve çok özlediğin biriyle görüşmek, torunlarınla oyun oynamak, ihtiyacı olan birilerine yardım etmek vs. Velhasıl herkesin aklına gelebilecek şeyleri teker teker söyledim. Gülümseyerek "Yook" dedi. "Eyvallah bunların hepsi güzel şeyler ve haliyle insanı mutlu eder. Lakin hepsinden daha çok mutlu edebilecek şey nedir biliyor musun? " Sanırım bilmiyordum, bir şey söylemeden abiye bakmaya devam ettim. Bir süre sustu ve sonra "İşeyebilmek" dedi. "Çişin geldiği zaman kolayca, canın yanmadan ve bir yerlere takılmadan son damlasına kadar işeyebilmek kadar mutlu eden hiçbir şey yoktur" Gülümsedim. Sonra başka konulara daldık, mevzu geçti gitti. Ama ben o diyaloğu hiç unutmadım. Ne zaman çok mutsuz hissetsem kendimi, bolca su içip sonra çişimin gelmesini beklemeye başladım. Gelir gelmez de gitmeyip tuvalete biraz daha sıkıştırmasını bekledim. Sonra yüzümde minik bir tebessümle tuvaletin yolunu tutup o huzur veren şırıltıyı dinleyerek dedim ki. "Ohh be, işemek mutluluktur.."
235.
Dünya çok kalabalık, ben stepler kadar tenha
Gelirsen biz oluruz, yalnızlıktan kurtulurum
İyi biri değilim ayıkken, sarhoşken idare ederim
Dünyayı dize getiremem, oralet ısmarlayabilirim..
236.
Ally Moriance "Mutluluk kendi varlığının farkında olmamaktır" der, Oktay Rıfat "Mutluluk bir çimendir, bastığın yerde büyür" der, Esteban Hatche "Senden nefret eden insan sayısıyla mutluluğun doğru orantılıdır" der, Cemal Süreya "Mutluluğun kahvaltıyla ilgisi olmalı" der, Ferdi Tayfur "Gitmekte kararlı isen, mutluluklar dilerim"der, Orhan Baba da her zamanki dervişane tavrıyla "Dertler benim, çile benim, mutluluk senin olsun"der. Ben de bi siktirin gidin la başımdan derim!
Not: Orhan Baba hariç, ona demem
Not 2: Ferdi Tayfur da hariç tabi ona hiç demem
Not Son: Tamam la tamam gavurlara derim türklere demem
237.
Ne öğrendik bu hayattan? Hatırlamamak özgürlüktür. Bellek ise özgür olmamıza tahammül edemeyen sinsi bir orospu çocuğu!
238.
Bütün yorulmamışlıklarını birden bire ve bir kerede yoruluverir insan. Aniden. Bakkala gidip gelirken mesela. İki ekmek, bir yoğurt ve bir kısa parlıament alıp dönecektir alt tarafı. Alır da. Sonrası geçmeyecek bir yorgunluk işte. Bütün ölememişliklerini tek seferde öleceği gibi, bütün ağlayamadıklarını tek seferde ağladığı gibi, bütün sahip olduklarını tek seferde yitireceği gibi. Yorulmaz insan bazen. Yorulmaz, yorulmaz, yorulmaz. Sonra birden bire yoruluverir. Ekseriyetle bakkala giderken. İki ekmek, bir yoğurt...
239.
Güzel laflar etmesini pek beceremezdim belki. Ama her iki Ferdi Tayfur şarkısından birini ezbere bilirdim. Ve birileri bunu takdir etmeliydi. Ve bu birilerinin başında sen gelmeliydin. Ve belki ben ipe sapa gelmez adamın tekiydim ama sen ısrar etsen bende, belki bir şey olurdu benden. Ve çok kızdım ben sana. Ve çok sevdim seni. Ve çok dalgalıydı senin saçların. Ve o kadar güzeldin ki sen, ne bok yiyeceğimi bilmiyordum ben. Gece yarısına kadar rakı içtim ben de, gece yarısından sonra da oralet. Sen enteresan hayallere sarılııp uyudun, ben hayaline sarılıp uyudum. Herkes saçmalık dedi buna, ben kader dedim.. Öyle öyle ağardı işte saçlarım..
24.
ben ki senin için çok cumalar kaçırdım
uğruna bozduğum abdestleri değme sular aldıramaz!
ensenin bitip saçlarının başladığı yer
ilelebet yurt olur diyordum ya ruhuma
o ruh iflah olmaz bundan sonra
240.
Nereni sakınıp kollamaya kalkarsan orandan sokuyor hayat! Benim sana rağmen bir iradem var demesinin farklı bir şekli bu. Arthur Schophenhauer, karar verdiğiniz her şeyi yapabilirsiniz ama neyi istediğinize siz karar veremezsiniz demişti yüz elli yıl önce. O kadar zaman geçti aradan ama bu gerçek hiç değişmedi..
241.
Hiçbir şey kişisel değil.. Geçenlerde bir şeye çok sevindiğinden emin olduğum babamın, o an herhangi bir tepki vermediğini fark edip, çaktırmadan göz ucuyla izlemeye koyuldum. Bir süre geçtikten ve kimsenin kendisine bakmadığından emin olduktan sonra hafifçe gülümsediğini ve dudaklarının minik minik kıpırdadığını gördüm. Kısacık bir andı. Ama gördüm. Muhtemelen hep öyle yapıyordu lakin ben ilk kez fark etmiştim. Bir kaç dakika sonra düştü bende jeton. Lan ben de böyle seviniyorum genelde dedim. Sonra üzgün olduğum zamanlarda nasıl davranıyorum diye düşünmeye başladım. Ve bingo! Üzüntüm de tıpkı annemin üzüntüsü gibi. Abartılı, biraz sulu ve etrafa varlığını dehşetle hissettiren türden. İnsan psikolojisinin en uç iki noktası olan mutluluk ve üzüntüyü, daha doğrusu bu iki duygunun sebep olduğu davranışları annemle babamdan almışım. Üstelik onların nasıl üzülüp nasıl mutlu olduklarının farkında bile olmadan yapmışım bunu. Evet. Hiçbir şey kişisel değil. En kendimize ait zannetiğimiz duygu dışavurumlarımız dahil..




-
Ömer Tuğrap Konak
Tüm Yorumlarfcgyjntyhthy