Sevemedim sensiz bu parke taşlı yolları,
Atılan her adım boşa düşüyor sensiz,
Bir de tepetaklak olma hissi yokluğunda,
En kötüsü de gözlerinsiz...
Çatık kaşların önümde gözlerimin,
Dinleyin beni sevgi kokan ruhlar,
Bu bahar mutluluk istasyonunda ineceğim,
Kasvetli yollar sizlere kalsın,
Kara bulutlar yavaş yavaş çekilsin,
Yağmurlar süzülsün kurumuş topraklarıma,
Denizin rengi yeşile çalınsın,
Önümde sıra sıra çam ağaçları,
Sisli karanlık soğuk bir hava,
Gecenin karanlığını ışıtan şehir ışıkları,
Resmin arkasında yorgun bir adam,
İzmaritlerle dolu bir kül tablası,
Şeker kokan bir şarap,
Dün gece kadehimi senin şerefine kaldırdım,
Tepemizde asılı yıldızdan lambalar,
Masamızda sıra sıra dizili çam ağaçları,
Çıkmaz bir sokağı aydınlatan sokak lambası,
Birer birer evlerin pencerelerinden eksilen ışıklar,
O pencereden tüten dumanlar,
Debeleniyor ruhum kör bir kuyuda,
Seslenirim sesim çıkmaz,
Çırpınırım saniyelik asırlarda,
Bir ümit, bir heves, bir nefes,
Ne gören var ne de bir ses,
Yalnızlık yoldaşım olmuş,
Yıldızlara anlattım seni bu gece,
Birer birer toplandılar etrafıma,
Yediden yetmişe büyüğü küçüğü,
Her birinde parıldayan gözler,
Meraklı bakışlar şaşkın yüzler,
Kimisi dayanamadı gökten süzüldü,
Ne dem eyledin bu cihanda,
Yandın, yakıldın, bedenden söküldün,
Türlü zümrelerden zülüflere ruhun açtın,
Kırık iki parça gönlünün huzurunda,
İki hadiseyle var olan bu sahnenin,
Üçüncü perdesine mazhar oldun...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!