Ben doğmadan,
Benden önce
Önüm sıra,
Çok şairler,
Göçmen kuşlar göçtü sıcak diyarlara.
Zembereği kırılmış bütün saatlerin...
Kuzey yıldızı gece yarısını gösterirken,
Kuru bir yaprak gibi düşüyorsun gözlerime,
Ve, siluetin alabildiğince çıplak, üşüyorsun!
Bu apansız esen rüzgar da neyin habercisi?
Dinle sevgili, Boğazda,
Dün gece şehrin ışıkları bir başka parlıyordu,
Görmediğim pırıltıydı gözlerindeki,
Silüetin esmer bir dövme işliyordu tenime.
Ruhumun maviliklerinde yüzen,
Bir şey var bende, sana ait,
Bir gülüş, bir mısra, bir sevda.
Dokunsam ürkek yağmurların ırmak olur gözlerimde,
Yıldız misali aydınlatsan düşlerimi.
Bir şey var bende, sana ait,
Güneş senin gözlerinden doğacak yarın,
Yüzme bilmediğin okyanuslarda,
Deniz kestanelerine basacaksın,
Yüreğini kanatacak her haykırışında.
Ah aşkım bedenine sevdamızı işleyeceğim dudağımla,
Biliyorum ki zaman kısır kalacak.
Bir düş gördüm,
Buğday kokulu teninde taze kına kokusu,
Bal renkli gözlerin üşümüş,
Savruk saçlarına düşüyor nefesim...
Dudaklarında derin bir suskunluk...
Evrenin el değmemiş tek kutsal bakiresi,
Güneşin ışığından başkası görmedi tenini.
Milyonlarca ışık yılı aşkımızın menzili,
Mars’ın yörüngesinde sema yaparak döneceksin.
Yıldızlar dans ederek izleyecek geçişini,
Bir hayatım daha olsa, sana adardım.
Bir kalbim daha olsa, sana açardım.
Sen karşı kıyıda ben bu yakada!
Venüs’le Mars misali...
Bu aşk imkansız be sevgili.
Bir ülke düşlüyorum,
Mavi kıyılarında teni yanık,
Çıplak ayaklı çocukların
Kumdan kaleler yaptığı...
Bir ülke düşlüyorum,
Nedensiz bir yalnızlık içindeyim,
Milyonların ortasında.
Beynimin girdaplarında,
Zamansız ölüm düşüncesi...
Kendimden şüphe eder oldum,
İçimdeki ‘BEN’, kime ait!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!