Ekini ısırsam ekmek tadı gelmezdi,
Ama ekmek ekinden gelen nimetti.
Ağacı ısırsam meyve tadı gelmeyeceği gibi.
Bizim varolduğumuz toprak,
Su karıştırılınca çamurlarca kirlentendi.
Aklımda deli sorularım vardı,
Ve bu sorulara asla
Cevap veremeyecek büyüklerim.
Çocukların yanlışları bir kaç çiziktir Sevgiyle düzeltilir.
Ah o ucuz silgiler yırtmasaydı defterleri.
Evde annem ağzımı burnunu kırsa,
Okulda öğretmenimin
Attığı tokat kadar canım yanmazdı.
Defterime atılmış aferin imzası,
Sınıftaki arkadaşlarıma karşı,
Bütün sınavları kazanmışcasına,
Okul çantamı prenses tacıma takardım sanki.
Tüm mutluluğunu elbisesinin fırfırlarında bulan bir çocukluktu işte.
Ve prenseslik sadece elbiseyle olur sanan.
Şimdilerde kabullendim,
Saçlarım asla düz olmayacak,
Ne zaman düzlesem inadına kıvrılacak.
Ve ne kadar boyasam da,
En beyaz yerlerinden uzayacak.
Bir gün içi kürklü botum olmuştu.
Gelsene dedim kara kışa,
Benim botlarım var!
Seneye büyürsem ablamın da botları yepyeni!
Fırtınana bedel benim büyük ailem.
Hele bir babam var ki,
Hayır, babam yok şimdi.
Bir ölü baba kaç canlı amca ederdi?
Benim sadece bir ölü amcam vardı.
Hiç birbirine ekleyemedim yani.
Yalnız kalınca,
Anne dizi kokusunu sürerdim korkularıma bazen.
Bir sürü karanlık peşimdeydi
Hep yavaş koşardım ben.
Köşelerde bekleyen korkunç cadılar,
Şimdi büyüklüğümden Çocukluğumu çaldılar.
Sizde anne dizi kokusu varmı diye sorasım geldi parfümerilere.
Çünkü babaların tütün kokulu elleri Çok çabuk çürüyor toprağın dibinde.
Astığımız duvarda kasketinin köşesi çatıyor kaşlarını.
Şimdi sizde çatmayın kaşlarınızı,
Ben seviyordum babamı.
Bilmediğim için sorduğum sorulara
“Nasıl bilmezsin geri zekalımısın”
Tepkisini bile anımsarım bazen.
Sanırım bunları iyi şeyler olarak hatırlamam gerekli.
Bakkaldan dönünce eksik getirdiğim para üstünü,
Ve hesaplamaya da matematiğimin yetmediğini,
Geri zekalı olmak korkusundan Söyleyemediğimi de hatırlarım.
Tamirci babamın,
Dükkandan istediği 13-14 anahtarını
Her seferinde bulamadığım için yediğim azarları da.
Ağlamaklı sözler değil bunlar,
Ben, babamın bir kediyle Tabağındaki yemeği paylaşacak kadar
Vicdanlı olduğuna şahit oldum.
Ve o tabağı taşırken döktüğüm yemek yüzünden,
Öfkeyle elindeki kaşığı fırlattığına da.
Babamın tabağındaki sevgi,
Kucağına kıvrılan kediye kadardı.
Şimdi olsa
Yere döktüğüm çocukluk için
Acaba bana kaç merhamet fırlatırdı.
Yada Annem kaç suçumu örterdi,
“Baban duymasın” suç ortaklığıyla.
Çocuk aklımıza kazındı,
Yaptığımız hataların saklanıp,
Başarılarımızın afişe edileceği.
Öyle ya insan hatalarıyla takdir alır mı?
O arayıp bulamadığın 13-14 anahtar
Ağızlarındaki şefkatli sözlerin
Kilidini açar mı?
Ben bir çocuk hatası olsam
Asla saklanmazdım.
Hatalar çocukları sever
Tecrübe öğretmenidir çocukların.
Kızımın aklındaki,
Hiç sormadığı deli sorulara
Sevgiyle cevap vermeliyim şimdi.
Kayıt Tarihi : 3.3.2026 02:49:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!