Ahmet Muhip Dranas: Hayatı, Biyografisi, ...

1

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

AHMET MUHİP DRANAS HAYATI

YASAK ELMA

Senden sonra sana yakıştırdığım isimle bil beni Emine,
Fevzi Paşa'da bir kahvaltı salonu, Şehzadebaşı yahut Süleymaniye,
Hamidiye Caddesi'nin sende bıraktığı hatırada an beni,
Bir yaz ayında bindiğin Üsküdar vapuru,
Yokuşuna katlandığın Doğancılar semtinde bul beni.
Biliyorum, ismine isim katarak sende arıyorsun mutluluğu,
Nasıl ki sen telaffuz ederken ismimi,
Başına koyduğun harfi koydum senin sonradan eklediğin ismine.
İnsan neden ismine isim katar Emine
Mutluluk denen şey sanki kimlik mi soruyor Emine?

Hani tarih dersi diyordun ya Emine,
Bana Âdem babadan anlat biraz.
Hani Âdem ve Havva kanmıştı ya şeytana,
Peki Âdem nasıl kandı Havva'ya?
Neden onca meyve dururken canı elma çeker peki insanın?
Yahut o yasak meyveyi?
Biz de Âdem'in çocuklarıyız öyle ya,
Ne ile sınanıyor peki insan?
Nedir Âdem'in meyvesi bu dünyada?
Yoksa imtihan denilen şey cezbesine ramen bir ağacın,
Meyvesine karşı koyma iradesine mi deniyor Emine?

Küçükken başkalarına ait bahçelerden meyve aşırma hikâyemiz vardır hepimizin,
Çocukluk diye hoş görülür belki bazıları.
Ya kırkını aşmış bir adamın meyve ihtirası affedilir mi sence?

Geçilir mi cennetten uğruna bir elmanın,
Yoksa ateş mi söndürür ihtirası?
Dayanılır mı ateşine cehennemin,
Kaç gram gelir defterdeki malum yazı?
Silinir mi gözyaşıyla ıslatılmış onca günah,
Kabul olur mu tavuk misali edilen tövbe?
Nedamet ateşinde yanmadan günah kiri çıkmaz deniyor Emine!

Kim bilir, belki de açılır sekiz kapıdan biri?
Belkide bekliyor kapıcısı orda makamın?
Sayki hayat dediğin bir gündü, geldi geçti...
O beden artık senin değil, toprağa verilecek Emine.

Çığlık atsan ses geçirir mi duvarları mezarın?
Gecelik ücreti nedir yatarken altında toprağın?
Ne kadar güzel olabilir giydiğin kefen?
Bir bez parçası yorgan diye sarıldığın?
Seçilir mi sanırsın manzarası sahi?
Kaç yıldızı var son varılacak mekânın?

Hayat bir ağaç misali Emine, belki gölgesinde serinlediğin,
Oksijeninden faydalandığın bir ağaç belki, meyvesi yasak olan.
Düşündün mü hiç Emine, bu yasak ağacın üç dalı var kardeş gibi duran?
Birinci daldan yapılan aşırmalar çocukluktu malum.
Fakat diğer dala bir kurt musallat oldu şu günlerde,
Kemiriyor dalı kurt içten içe.
Belki yıkılmak üzere bu dal, anlatmak istiyor halini.
Ne olur anla artık Emine, ağaç da olsa bu dalın bir dili var kendince,
Sevinçleri ve hüzünleri...
Belki sen onu işlevsiz, hatta bir odun parçası olarak görüyorsun artık.
Senden sonra büyük hayal kırıklığına uğradı bu dal ve bu gövde,
Ciddi sancılar çekti kökünden sökülürcesine.

Sırf hediye ettiğin kitapla kalmadım,
Yüz kitabını okudum Emine.
Sana ait bende mahfuz, sır denen bilgiler sendekinden çok artık.
Küçük dala olan meylini öğrendim,
Dalda uçuşan kelebekleri ve nicesini bildim.
Dalda yuva yapan güvercin uçunca yuvadan,
Anlattı küçük dalın maceralarını.
Küçük dal seni anlatıyor yazılarında,
Uygulaması silinmeden mesajların.

Derler ki yer ve gök yemin etmiş Emine,
Aralarındaki sırları ifşa etmek için.
Ne olur daha fazla acıtma içimi,
Senden son kez bir şey istiyorum,
Hiç yalvarmadığım kadar yalvararak:
Ne olur içimdeki tahta kurusunu durdur,
Bana doğruyu anlatarak.