Gaziantep’in araban ilçesinde bir soğuk Kasım ayını Aralık ayına bağlayan cumartesi gecesi dünyaya geldim. İlk okul orta okulu ve liseyi bulunduğum ilçede okudum. Sivas’ta Cumhuriyet üniversitesinde Fen Bilimleri bölümünü bitirdim. Vatani görevimi Hayat İskenderunda aşçı olarak yaptım. Çok garip bir yaşam öyküm olmakla beraber bir yıl ücretli öğretmenlik yaptım. İşte Cenab-ı Allah’ın tevafuklarıyla olsun öyle kaderin bir çizgisiyle beni kendisine layık görmediğim öyle tertemiz güzel biriyle tanıştım. Daha sonra aşık oldum. Söyleyemedim ilk başlarda çünkü o kadar saf temiz birde atanmış biri hani derler ya davul bile dengi dengine işte biz boyumuza bakmadan işte kapıldık sevdasına. Hani efendimiz diyorya: Ey Aişe seni sevmekten yüreğimi alı koyamıyorum. Öyle başladık daha sonra işte bir olay üzerine bendeki değişimi farkedince söylemiş bulunduk. Oda ilk başlarda çok tedirgindi sadece kendisiyle bitmiyor ki ailesi akrabaları ne diyebilir ki hissizlik derken oda benim gibi yanmaya başlayınca işte gönül pınarlarımda ona karşı bu mısralar dökülmeye başladı ikimizde çok seviyoruz. Dualar ediyoruz göz yaşı döküyoruz hele ikimiz içinde ilk ve inşallah son olur. İkimizde de Allah korkusu herşeyden ağır basınca dokunmak sarılmak olmuyor. Hep hasretiz hep bir bilinmezlik acaba ne olacak hep bir korku… Acaba biri görecek mi yani ben çok kalın başlıklarla anlatıyorum gerçekten bir roman yazılabilir… çok ciddiyim yemin ederim bak. Hani o kadar ince düşünüyorum ki bazen bunların hepsine ben sebeb oldum diye kendime kızıyorum. Allah şahit dökülen bunca göz yaşına gerçekten acınacak durumda oluyoruz bazen çünkü benim ona bu soyut şeylerden çok somut şeyler vermem gerekiyor. Çünkü sevmek te bir yana kadar bana kalsa taş bile taşır ekmeğimi kazanırım ama babası akrabaları… İşte bu durum bu çaresizlik bu korku bu aşkın bu hasretin vermiş olduğu duygu yüküyle yazdım hiç bir şiirimin bir harfi bile kafiye olsun diye yazılmamıştır. Allah şahit hepsi kalbimdeki duygularla yoğrulup gönül terazimden geçip kaleme oradanda kağıda hicret ediyor. Allah sonumuzu hayretsin Allah ayrılık acısını tattırmasın. Sevdiğimle hep duamız Allah gönlümüzdekini hayırlı etsin. Bir de benim en çok ettiğim dua Allah kimseyi sevdikleriyle sınamasın. Ağır oluyor. İmtihanı
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!