Yedi iklimin yagmurlari esliginde yesil sarkilar soyleyen toprak kokusuna hasta olan hayta kuslarin yuvalarinda tuten umutlu dumanin renkleriydi gozlerinin dogmamis bebekleri. Ki bu uzun cumlenin öznesi, ahh sen ki benzeyeni benzitilenin kendisi.
Nasil anlatsam ki seni. Bir ıslık ugultusunda bulsam kendimi, tuten ocaginin dibinde.
Bir elimde ekmek bir elimde seker ve yastik basinda düşler.
Herkes soylese seni bana ya da beni sana, ihtimal dahilinde olsak da ölsek kavussak yine toprak kokusuna.
Bir ismin olmayabilir de her sey sen olduktan sonra, siyah kirlangiclari unutmadan yesil bir elmanin kurdu olsam bitmeye yakin baslangiclarin basinda, yuklemlerin sonunda dizelerle dalga gecip seni soylesem siirlerde ya da resim yapsam; gozlerinin doğusuna gunesi koysam, avuclarina maviyi, huznune yesil serpistirsem. Deniz fenerleri cizsem yollarina. yahut basit bir ciftci olsam portakal tarlalarina kokunu eksem, domatlari kışın, beyaz karı da yazin ve onüç mevsime seni alsam, iklimleri sigdirsam gülüşlerine. ki bi anlatsam seni, ne de guzel olurdu anlatmak seni guzeli guzelce.
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta