Ah Carol! Şiiri - Ahmet Saki

Ahmet Saki
3

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Ah Carol!

Ah Carol!
Hiç budanmamış üç beş manolya,
Yağmur suyuyla dolu kuytu bir havuz,
İki ihlamur agacı arasına sıkışmış,
Üç beş basamaklı bir merdivenle yükselen,
İki katlı, basık bir çatının altına sığınmış,
Evini gördüğümde, kahrolmuştum!
Ah Carol!

Ağaçların gölgesinde evin o caddeye açılırdı,
Bir koşuluk çaprazındaydı McKinley Parkı,
Sıcak günleriyle unutulmaz o Kaliforniya baharı,
24 yaşında, benim için başka ne olabilir ki!
En güzel kızları evinin önünden koşardı,
Ah Carol!

Bilse insan bu rüyayı, hiç uçağı kaçırır mıydı?
Üst katta, üstü kaz tüyünden yastıklarla kaplı,
Sabah güneşinde kavrulan, o şirin yatağı,
Bir gence bir sen bur de annesi ayırırdı,
Bilse insan, kelepir evinin her köşesinde,
Her saat başı, önce bir guguklu ile başlayan,
Ardından peş peşe çalan o hengameyi
Başkasına kaptırır mıydı?
Ah Carol!

Zeki Müren'i andırırdı siman, saçın, sesin, tarzın,
Tertemiz konuştuğun Kaliforniya aksanın,
Aille tarihindeki yeri Prusya'nın, Bavyera'nın,
Hayatından çıkmış kahpe kocaların...
Durmaz, aksamaz, neşeli, duygulu, bol şakalı,
Ancak biir kahve ile böldüğün, bitmez anlatıların,
Her defasında güzel bir kez tat verdi,
Ah Carol!

Bir Coca Cola'nın müzesi gibiydi,
Sakladığın her eski ambalajı ile dolu garajın,
Sanki bir Hollywood setinden kalma gibiydi,
Beşbin motor, 1976 model Kadillağın,
Ve, yaşlanmamış ruhun, her şeye yeten enerjinle,
Geç kalan beni alacakken alandan,
Erken varan Alptekin'i aldı götürdü bu rüyaya...
Ah Carol...

............

Ahmet Saki
Kayıt Tarihi : 11.3.2026 23:09:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Bu şiirin bir hikayesi var... Tarih: Şubat 1995; tam 24 yıl önce bu zamanlar. O yıllar, üniversite mezuniyetim sonrası Ankara'da ikamet ediyorum Şubat ayı başında Milli Eğitim Bakanlığı, yurtdışı lisansüstü eğitim bursu ile 6-7 kişilik bir grup olarak ABD'nin Kaliforniya eyaletinin başkenti olan Sacramento'ya sevk edildik. ABD'nin farklı eyalet ve şehirlerine gönderilen onlarca gruptan biri de biziz. İlk kez yurt dışına çıkacağız. Bakanlık yetkilileri ve New York Eğitim Ateşeliğimizin bizler için bazı dil okulları nezdinde kurs ve barınma için yeterli düzenlemeleri yapmış olduklarının haberi bize verildi. Bize aktarılan bilgilere göre, bizi yerel havaalanında kurs yetkilileri ve onların bizlerin yanlarında misafir öğrenci olarak kalması için irtibat kurmuş oldukları aileler karşılayacaklar. Ancak, 14 Şubat günü İstanbul'daki yoğun sis nedeniyle uçaklar Ankara'dan uzun rötarlarla ayrılıyor. Bizim uçuş da öyle oldu. Biz Ankara'dan geç kalktığımız için o zamanlar Türkiye-ABD arasında zaten hepsi günlük 2-3 uçuştan biri olan THY İstanbul-New York uçuşuna yetişemedik. THY bizi bir gece Florya Polat Rönasans'ta misafir etti. Ertesi günkü uçuşla Türkiye'den ayrılacağız. Bizim grupta yer alan Turan Arslan, Alptekin, Zeliha, Yusuf, Zekiye, İbrahim, Kadir İstanbul çıkışlı olarak Kaliforniya'nın yolunu çoktan tutmuşlar. O akşam otelde, sonraki gün uzun bir yolculukta yol arkadaşı olarak yakınen tanışacağım Hakan Türker'in de Sacramento'ya gideceğini öğrendiğimde gerçekten sevinmiştim. Öyle, uzun ve 3 aktarmalı bir yolculuğa tek başına gitmemek iyi olacaktı. Oteldeki odamda televizyonda nedense Türkçe kanallara erişemeğimi, ABC'sinden NBC'sine kadar Amerikan kanallarının dilini de tam olarak anlayamadığım görüntü ve gürültüsünün içime henüz çıkmamış olduğum uzak ve uzun bir gurbetin ilk acısını zerk etmeye başladığını hatırlıyorum. Ertesi sabah, yine sisden kaynaklı uzun bir rötar ile saat 11-12 gibi 10-11 saat sürecek New York uçuşuna başladık. Ancak, İstanbul'dan rötarlı çıkışımız, biletli uçuşumuz olan Delta'nın New York-Salt Lake City seferini de kaçırmamıza ve bir geceyi de Türkiye'deki otellere göre her bakımdan eskimiş ve bakımsız görünen JFK'e yakın bir Hilton otelinde geçirmemize yol açacaktı. Ertesi gün soğuk bir New York sabahı bizimle geceyi aynı otelde geçiren ABD'de yerleşik bir işadamı beyefendinin eşsiz ve tam olarak Anadolu yüklü yardımı ile bize ayarladığı bir taksi ile Delta'nın sabah uçuşuna yetiştik. Güzel bir sabahtı, güneşli ve pırıl pırıl bir gün. Ama havada çok geçmeden Kuzey Amerika'nın o mevsimde çok normal olan kar fırtınaları tanıştık. Uçaktan yere baktığımda bulut bölünmelerinde altımızdaki arazinin bembeyaz karla kaplı olduğunu, hatta hala kar yağışı altında bulunduklarını anlayabiliyordum. 3-4 saatlik bir uçuştan sonra zorluğunu ve riskini henüz anlayamadığımız bir inişle Utah, Salt Lake City'deydik. Bu alanda da hiç dinmeyen bir kar fırtınası nedeniyle tam beş saat beklemeden ve peş peşe bir kaç kelimesini anladığımız anonslardan sonra akşam üzerine doğru son uçuşumuza kanatlandık. Akşam'ın erken saatlerinde, her yere karanlık çökmüşken Sacramentoya vardığımızda bizi bekleyen, bize söyledikleri yetkililer ve aileler değil, Expo Inn adında, bu sefer parasını cepten ödeyeceğimiz, karın doyurmak için dışardan pizza isteyeceğimiz başka bir oteldi. Ankara'dan beri aksamalı ve konaklamalı geçen yolculuğumuzun bana maliyeti sadece 60 saatin üzerinde süren yorucu bir yolculuk değil, daha fazlasıymış.

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!