İşte geldim gidiyorum
Sana da sevdama da doyamadan
Söküp atamadan hasreti
Bir küçücük, bir kuru hayale dalamadan...
Bak sabah oldu koynunda,
İnceden serin bir rüzgar
Denizin martılarla kol kola
Bense,
Sevdiğimin elini bile tutamadan,
Ah be İstanbul, ah be İstanbul....
Göğsündeki o masmavi deniz
O koca tarih, onca renk
Bağrına gömdüğün o kadar sevda o kadar umut
Aldığın onca hayat yetmedi mi sana
Çaldın benim de düşlerimi
Sevgimi, yüreğimin rengini...
Ben şimdi öylesine sessiz, öylesine renksiz
Yapayalnız, bir köşende yatamadan
Ah be İstanbul, ah be İstanbul...
Beşiktaş'ta iskeleye karşı
Boğaza karşı Karaköy'de
Vapurda martıya Galata'da köprüye karşı
Herşeye karşı durdum da İstanbul
Bir sana karşı duramadım şöyle dağ gibi
Bir sana karşı,
Alırken sevdamı serin sularına
'İntikam' diye bağıramadan
Gidiyorum, sahillerini gemilerini yakamadan
Ah be İstanbul, ah be İstanbul...
Üç beş martı sesi
Bir kırık rüzgar verdiğin
Ne tutar aldığının yanında
Yine de emanetine iyi bakarım korkma!
Saklarım kokunu koynumda bir ömür
Sen de verdiğim sevdayı unutma
Emanetine iyi bak İstanbul
Sakla mavinde, satma toprağa...
Derken yaptığına bak! Daha yola bile çıkamadan
Vurdun bıçağını, sattın sevdamı
Ah be İstanbul, ah be İstanbul...
İşte koca şehir,
Dün geldim sana, bugün gidiyorum
Bir günde söküp aldın herşeyi,
Sadece ucu yanık resmin kaldı bende.
Benimse yürek dolusu umudum,
Can gibi sevdiğim sende...
Tutamadan... Saramadan...
Hani üç beş dost yüzü de olmasa,
Hiçbirşeye doyamadan,
Elveda sana, elveda İstanbul...
Kayıt Tarihi : 18.4.2006 00:35:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!