sık sık uyur uyanır gözlerim
yaprağın teninden kuru dal öykülerini dinleyerek
terleyen şehirlerin yükünü ve gürültüsünü sırtlanarak
geçiyorum gürcü kirazlarının yanından sola dönerek
karıncaların cılga yolundan aşağıya
dağın tavanından akan suların serinliğinde
uçan kırlangıçların kanatlarından göğü selamlayarak
geliyorum yoldayım bekle beni
kırmızı sarı gelincikleri çiğdemleri topla bana
biraz dağ kekiği biraz da yaban eriği
yanında çıntar mantarı
haydi keyifle kuralım yer sofrasını
olgun havalarda günün güncesi gülümseyen güneş
aşkın hoş kokan rahiyası yayılmış ota toprağa böceğe
gözleri çatlamış bir gölün derinliğinde
hasret sözleri
karşıdaki uçurumun yalnızlığında
dik kayaların diriliğinde ve parlaklığında
geziniyor çıplak ruhlarımız
çerağında ışığın
ayrılığı es geçelim
sevdanın nazlı ırmaklarından gelsin mutluluk
suyun berraklığında yürüsün zaman
ılgınların körpe nefesinden gün vursun yüzüne
tatlı tatlı bakışlarından geçsin rüzgârlar
gür kaşlarında neşeli orman gürültüleri
dudağında volkanlar gözlerinde serçe dansı
hep usul usul aşkı fısıldasın
afsunlu gözlerin
oh! geçen yılların ağırlığı siliniyor üstümüzden
şiirler yazıyorum sana toprağın soft çizgilerinden
papatyanın beyazından gülün kırmızısından
yaban lavantalarından nazarlıklar
baygın duruşuna mest kır gülleri
mantarlar
ruhum karanlığı ayrılığı ötelerken
kanatları küllenen kelebeklerden öğreniyor yangınları
senli masalların hikayesini anlatıyor vakitler
daha tenime dokunamadığın günlerin vardiyasının
toplamından yeniden alevleniyor aşk
-sevgilim haydi öp boynumun rüzgârından
-sevgilim haydi öp dudağımın karanfilinden
göç kervanları ebem kuşağının altından geçmeden
1902202615:52
Ayşe UçarKayıt Tarihi : 4.3.2026 20:55:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!